Sayfalar

15 Ocak 2012 Pazar

Cihangir'de 17'ci yüzyıla ait arkeolojik yapı halkı ayaklandırdı

Cihangir'de 17'ci yüzyıla ait arkeolojik yapı halkı ayaklandırdı










15 Ocak 2012 Pazar 10:00
Cihangir Salı Pazarı Yokuşu'nda 17'ci yüzyıla ait zemininde değerli mozayikler bulunan arkeolojik yapı için semt halkı ayaklanınca Müzeler Müdürlüğü araştırma başlattı.

İSTANBUL- Cihangir Salı Pazarı Yokuşu’nda 17’ci yüzyıldan kalan zemininde paha biçilmeyecek mozayikler bulunan arkeolojik yapı için semt halkı ayaklanınca Müzeler Müdürlüğü araştırma yapmaya başladı. Ancak mahalleli “Beyoğlu Belediyesi’nin hazırladığı imar planlarına yıkılacak arkeolojik kalıntının yerine ise 12.5 metre yüksekliğinde inşaat yapılacak işi örtbas etmeye çalışıyorlar” diyerek mahkemeye başvurdu. Semt halkı "İstanbul'un her yanı tarih dolu. Onları yıkıp yerinebeton binalar yapılırsa İstanbul'da turizm adına gösterecek yerimiz kalmaz. Tarihi değerleri betonlaşmaya kurban edemeyiz. Salı Pazarı Yokuşu'ndaki tarihi eser kemerleri, süslemeleri, yapılış şekli ile 17'ci yüzyıla ait bir yerleşim modelidir. Başka ülkeler en küçük taş parçası için yıllarca kazı yaparken biz hazinemizi yoketmeye çalışıyoruz" dediler.

MAHALLELİ ÖFKELENDİ

Beyoğlu’nda Cihangir’in arka tarafı olan Pürtelaş Hasan Mahallesi Salı Pazar Yokuşu’nda bulunan arkeolojik yapının yıkılacaklar arasında yer alması mahalleliyi öfkelendirdi.
Yıkılacak arkeolojik kalıntının yerine ise 12.5 metre yüksekliğinde inşaat yapılabilecek. 2011 yılının başında, ‘Beyoğlu’nun gelecek planı hazır’ başlığıyla medyada yer alan Beyoğlu Belediyesi’nin hazırladığı imar planlarına göre bir çok yer yıkılıp, yeniden inşa ediliyordu.

17. yüzyıldan kaldığı, önceleri sarnıç ve su haziresi gibi kullanımlar için inşa edildiği, ancak daha sonra hamam olarak kullanıldığı arkeologlar tarafından belirlenen yapı için mahalleli harekete geçti.


KAZI İLE YAPININ TAMAMI ORTAYA ÇIKTI

Arkeolojik yapının toprak altında kalan kısmı bu hareketlenme sayesinde açığa çıkarıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne bağlı İstanbul Arkeoloji Müzeler Müdürlüğü geçen Temmuz ayında yaptığı arkeolojik kazı çalışmalarıyla tarihi yapının tamamını gün yüzüne çıkardı.

Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı Prof. Dr. Gençay Gürsoy’un da aralarında bulunduğu bir grup mahalleli de, TMMOB’nin daha önce iptali için başvurduğu planın, tarihi kalıntıyla ilgili kısmının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle İstanbul İdare Mahkemesi’ne bir dava açtı. Gençay Gürsoy, tarihi değeri olan bir yapının muhafaza edilmesini istediklerini ve bu nedenle davayı açtıklarını ifade etti.





KİM NE DEDİ!


Avukat Pervin Yılmaz: "Hazırlanan planda parselde tescil edilmiş kalıntı bulunduğuna dair hiçbir harita işaretine rastlanmadığı gibi, parselde 12.5 m yüksekliğinde ve Salıpazarı Yokuşu’nda çekme mesafesi bulunmayan, parsel derinliğine doğru uzayan bir yapı kitlesi öngörülüyor. Bu yönüyle dava konusu planlar, Koruma Kurulu tarafından parsele ilişkin olarak verilmiş kararlara, koruma mevzuatına, şehircilik ve planlama ilkelerine açıkça aykırıdır. Yapı Ruhsatı düzenlenmiş değil. Ancak, yapılaşma koşulu var. Bu planın yürütmesi durdurulmadığı için bugün yapı ruhsatı verilse oraya inşaat yapılır. Anlayacağınız, özel mülkiyete geçmiş bir tarihi kalıntı. Bana göre devletin burayla ilgili bir kamulaştırma yapması gerekir.



CİHANGİR’İN TARİHÇESİ


Cihangir’in adına ilk kez 1561 tarihli bir metinde rastlıyoruz. 1559 yılında, Kanuni Sultan Süleyman’ın Halep’te 22 yaşında ölen oğlu Şehzade Cihangir adına yaptırdığı bir Mimar Sinan eseri olan Cihangir Camii ile adı bütünleşen İstanhbul’un tarihi semti günümüzünde gözde semtidir. Ayrıca inşa edilen tekke ve sıbyan mektebi ile caminin çevresinde bir mahalle oluşmaya başladı.

Burhaneddin Efendi’nin 17. yy birinci yarısında burada olduğunu söyler. Şehrin en havadar ve en güzel manzaralı yerlerinden birine özellikle inşa ettirilen bu ahşap yapı, 2 kez yangın geçirdikten sonra, 1889’da Padişah II. Abdülhamid tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılmış ve bugün gördüğümüz şekline bürünmüştür. Son yıllarda ciddi bir onarım gören (iç mekanda) caminin Barok karakterli kalem işleri, avlunun kuzey duvarına monte edilmiş – türünün tek örneği olarak bildiğimiz – caminin maketi ile bahçe terasından panoroma görülmeye değerdir.

EVLİYA ÇELEBİ: TEPEYE 240 BASAMAKLA ÇIKILIR


17. yy’da semt, Tekke’nin de gelişmesi ile birlikte, büyük bir canlılık kazanır. İmar faaliyetleri artar. Evliya Çelebi, İstanbul Tarihi adlı kitabında semtten şöyle bahseder.

“Cihangir tepesine kadar olan ev ve binalara bak. Tepeye 240 basamakla çıkılır. Kanuni, Cihangir adına bir cami ve etrafına dairevi bir mevkide aynı adla odalar yaptırdı…”

Yerleşim birimleri arttıkça semt yeni bir tehlike ile yüzyüze gelir. Yangınlar. İkisi çok büyük olup, birkaç mahalleyi yok eden yangınlar sırasıyla, 1719 Fındıklı, 1765 Cihangir– Sürre Emini Hasan Ağa’nın Tophane’deki konağından yayılır, 1771 Çivic, 1823 Tophane, 1874 Cihangir – Tophane yıllarında olmuştur.


DİK SOKAKLARDA 1988 BASAMAK

Cihangir'in merdivenli sokağı veya yokuşu yaklaşık 16 sokaktan oluşuyor. Toplam basamak sayısı 1988 adettir.

Somuncu Sokak 194 basamak, Salı Pazarı Yokuşu 143 basamak, AlçakdamYokuşu 288 basamak, Hardal Sokak 200 basamak, Fındıklı Yokuşu 219 basamak, Ali Kaptan Sokak 99 basamak, Tekke Yokuşu 82 basamak, İsmail Dümbüllü Sokak 161 basamak, Coşkun Sokak 77 basamak, Enci Yokuşu 63 basamak, Taş Merdiven Aralığı Sokak 63 basamak, SağıroğluSokak 68 basamak, Kumrulu Sokak 99 basamak, İlyas Celebi Camii Sokak 56 basamak, Tüfekçi Salih Sokak 64 basamak, Taktaki Yokuşu 12 basamak




TULUMBACILARI MEŞHUR EDEN SEMT
Semtin yangınları ve zorlu coğrafi yapısı, bu bölgenin tulumbacılarını da meşhur etmiştir ve adlarına tekerlemeler üretilmiştir.

“Hendek’le Cihangir, bir de Topçular, Bunlar en iyi tulumbacılar…”

Tabii ki, hem yaşamı sürdürmek, hem de yangınları söndürmek için çok önemli bir unsur daha vardır. Su. Semt, Cihangir Camii’nin inşası ile birlikte “çeşme’ye de kavuşmuş ve geçen zaman içinde toplam 21 adet çeşme inşa edilmiştir. Bugün bu çeşmeleri sadece 17’si yerinde bulunmaktadır.


ÇEŞMELER SEMTİ


Su, özellikle 1. Mahmut ve annesi Saliha Valide Sultan’ın zamanında yaptırılan bentler sayesinde bu bölgeye de çeşmeler yoluyla ulaştırılabilmiş ve 18. yy’dan itibaren çeşme yapımı hız kazanmıştır. Önemli birkeç çeşmeyi şöyle sıralayabiliriz.

Hafız Ahmed Paşa Çeşmesi (Kazancı), Paşa Baba Tekkesi Çeşmesi, Mahmud Efendi Çeşmesi. Defter Emini Çeşmesi, Cihangir Camii Çeşmesi, Saliha Sultan Çeşmesi, Kadirihane Çeşmesi

Adı geçen son çeşme Cihangir’in Tophane’ye inen yokuşlarından birinin üzerinde – bugünkü adı Kadiriler Yokuşu – kurulmuş olan semtin bir diğer önemli yapı kompleksinin içindedir: Kadirihane. İstanbul’un günlük hayatına 17.yy başlarında Tosyalı Şeyh İsmail Rumi tarafından sokulmuş, esası Bağdat’ta bulunan bu tarikat Türkleştirilip, Asitane’si yani icazetin verildiği esas merkez burası olmuştur.

Bu yapı da Bizans’tan kalma bir manastır kalıntısının – Hagıos Makyaveion Manastırı – üzerine inşa edilmiştir. 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasına değin çeşitli eklemelerle büyüyen ve önemli bir yere sahip olan bu yapıda yakın zamana değin son postnişin tarafından Muharrem Aşuresi gibi gelenekler sürdürülmekteydi. Ne yazıktır ki, 1997 yılında çıkan bir yangın (!) sonucu bu tarihi yapının da büyük bir bölümü yok olmuştur.

TEKKELER, CAMİLER, HAMAMLAR DİYARI
Özellikle 19. yy sonundaki büyük yangın ile neredeyse tümü yok olan bir tekkeler diyarı Cihangir’de Gülşenihane, Skabaşı (Tatar Osman Efendi) Tekkesi, Paşa Baba Tekkesi, Kadirihane, Cihangir Tekkesi bunlardan bazılarıdır.

Semtte erken dönemden bugün sağlam olarak ayakta kalanlar ise genelde camii ve hamamlardır.

Cihangir Camii, Defterdar Camii, İlyas Çelebi Camii, Kazancı Camii, Firuzağa Camii, Muhyiddin Molla Fenari Camii (Çukurcuma), Çukurcuma Hamamı, Firuzağa Hamamı, Galatasaray Hamamı, Ağa Hamamı
RUM VE İTALYAN MİMARLARLA DEĞİŞİM YAŞANDI
20. yy’a geldiğimizde ahşap yapılar artık yavaş yavaş yok olmaya başlar ve yeni mimari stillerin uygulandığı yapılar boy gösterir. 19. yy sonlarında İstanbul’un ağırlıklı olarak Pera kesiminde çalışmış olan Rum ve İtalyan mimarların Art Noveau tarzı, imzalı – yani, üstlerinde adlarının yazılı olduğu – binalarına Cihangir’de sıklıkla rastlamak mümkündür.
Son yıllarda inşa edilen birkaç ruhsuz binayı saymazsak, hangi sokağa girerseniz girin, sizi 50 ila 120 yıllık bir geçmişe sahip Art Noveau, Art Deco ve Birinci Ulusal Mimarlık sitilinde yapılmış binalar karşılayacaktır. Bir ipucu olarak, bu yapıların en güzel örneklerini görebileceğiniz birkaç sokak ve cadde adı sıralayalım: Akarsu Caddesi, Coşkun Sokak, Altın Bilezik Sokak, Tüfekçi Salih Sokak, Oba Sokak, Lenger Sokak, Yeni Yuva Sokak, Susam Sokak, Güneşli Sokak ve Cihangir Caddesi.
http://www.turkiyeturizm.com/news_detail.php?id=38424&uniq_id=1326946082

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Free Hit Counter