Sayfalar

26 Kasım 2010 Cuma

SİLİFKE VE DOLAYLARINDA YAPILAN TOPRAKÜSTÜ ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALAR RAPORU (1978) ve (1979)

Narlıkuyu
 Kanlıdivane



Prof. Dr. Semavi Eyice
Belleten, Ocak 1980 Cilt XLIV  Sa:173, Sayfa:111/121


Türkiye'nin güneyinde Silifke ve çevresinde yaptığımız topraküstü arkeolojik inceleme ve araştırmalara 1972 yılında başlanarak, her yıl (yalnız Kıbrıs harekatı yüzünden 1974 yılı hariç kalmak üzere) buradaki çalışmalar sürdürülmüştür.

Şimdiye kadar bu bölge ve bunun bilhassa Taşlık Kilikya (Cilicia Thracheia) denilen kesimi pek çok araştırıcı tarafından görülmüş olmakla beraber, bugüne kadar yayınlanan yazıların bu bölgenin tarihi ve arkeolojik anıtlarını yeteri kadar ortaya koyamadığı ve hatta pek çok eserin hiç dikkati çekmediği ve dolayısiyle tanıtılmadığı ortaya çıkmaktadır.

Güney Anadolu'nun bu bölgesi üzerinde inceleme gezileri yapan ve gördüklerini birçok hallerde eski eserleri de ihmal etmeksizin yazan P. de Tchihatcheff 1 veya F. Schaffer 2  gibi coğrafyacılar ile hemen her şey ile ilgilenen, F. Beaufort 3, W. M. Leake 4, C. L. Irby 5 ve daha başkaları gibi seyyahları bir tarafa bırakacak olursak, bu bölgede en çok kitabe toplayıcıların (epigrafist) çalıştıkları dikkati çeker. Yalnız bu seyyahların arasında, Fransız V. Langlois'nın, bu bölgeyi ilk olarak çok ayrıntılı biçimde kitabe1eri ve- eski eserleri ile inceleyip yayınlayan seyyah olarak özel bir durumu vardır 6.

Bu arada XIX. yüzyılda pek aranılan, güzel çizilmiş ve basılmış gravürler ile süslü büyük albümler yayınlamak düşüncesiyle, yanlarında ressamları ile gelen yabancı meraklıları da unutmamak gerekir. Bu tür yayınların  başında Leon de Laborde'un Türkiye'de yaptığı geziye dair büyük eseri gelmektedir. Bu albümün Silifke ve dolaylarına ait büyük be daki levhaları, buralardaki eserlerin 150 yıl önceki durumlarını  başarılı, güzel tablolar halinde gözler önüne sermekte, onları eski görüntüleri ile yaşatmaktadır 7.

Kitabe toplayıcıların en önemlisi ise ingiliz  Th. Bent'dir 8. Bölgede 1890 yılında at üstünde dolaşan Bent, bugün bile ulaşılması zor yerlerde pek çok eser tesbit etmiş bunları raporunda kısaca anlatmış veya sadece anmış, kopyaları çıkardığı kitabeleri ise işlemek üzere bir epigrafist'e, E. L. HicL vermiştir 9. Bu bölgede etraflı araştırmalar alman ve avusturyalı bir grup tarafından aynı yıllarda ele alınmış, önce R. Heberdey ye Wilhelm, Kilikya'nın bu kısmında geniş çapta bir tarama yaparak pek çok ören yerini görmüşler, kitabe kopyalarını derlemişler, ve ­anıtların krokilerini çıkarıp resimlerini almışlardır 10. Sonraları bu  işler, E. Herzfeld 11 ile A. Wilhelm ve Keil tarafından ilk Dü: savaşından önceki ve hemen sonraki yıllarda sürdürülmüştür 12.

 Bu grupdan S. Guyer ile E. Herzfeld, Silifke yakınındaki önemli bir ören yeri olan Meryemlik ve daha doğudaki Korykos üzerine çalışmışlar, gerek bu yerlerdeki Hıristiyan çağı dilli yapıları gerek Korykos ve Kızkalesi gibi askeri yapılar hakkında yayınladıkları büyük eser, önemli bir yayın olarak tanınmıştır 13. J. Keil ile A. Wilhelm ise bölgedeki gezileri sırasında derledikleri kiİabeler ile beraber pek çok anıtı, yapıyı tanıtan ayrıca büyük bir kitap yayın­lamışlardır 14. Bu arada Miss Gertrude L. BelI de 1906 yılında, yine at üstünde aynı yerleri dolaşmış ve Korykos, Akkale, Kanlıdivan denilen ören yerleri ile buralardaki eski kalıntılara dair ilk bilgileri veren yazılarını bir gezi raporu halinde tanıtmıştır  (15).

Son yıllarda aynı bölgede başka araştırıcılar tarafından da dola­şılarak, tek eserler veya bir topluluğa dair çalışmalar yapılmıştır(16)

Bunların içinde en önemlileri, eski adı Elaiussa - Sebaste olan Ayaş' da M. Gough'un yaptığı kazılar (17), G. Forsyth'ın Kanlıdivan'daki ıv. no. lu basilika üstündeki incelemesi ve bir gezi raporu (18), A. Machat­schek'in Korykos ile Ayaş çevresi nekropollerindeki mezar anıtlarına dair monografyası (19), O. Feld'in gezilerinde gördüklerine dair notları ve raporları (20) ile H. Hellenkemper'in kaleler hakkındaki büyük Çalışması (21) ve G. Dagron'un bu bölgenin yeni rastlanan bazı kitabe­lerine dair araştırmasıdır (22).

Silifke ve çevresindeki başlıca ören yerlerini, 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ndeki öğrencilerimizden bir grup ile yaptığımız gezide görmüştük. Temmuz ayı içinde yapılan bu inceleme gezisinde Konya üzerinden Adana'ya inmiş, buradan da Silifke'ye geçmiştik. Bölgeyi sadece tanımak gayesiyle yapılan bu ilk gezimizde, dikkatimizi en fazla çeken husus, Silifke - Mersin kıyı şeridinde sıralanan eski kalıntıların çokluğu, ören yerlerinin zenginliği oldu. Beraberimizde getirdiğimiz, evvelce bu bölgede yapılmış incele­melere dair yayınlar ile yerinde yaptığımız karşılaştırma ise, bu araştırmalarda eksik hatta hatalı taraflar bulunduğunu gösterdi. Si­lifke ve çevresinde etraflı bir araştırma yapmayı tasarlaınış fakat tasarımızı gerçekleştirememiştik.

1971 yılının Ocak ayında Silifke'den aldığımız iki yazı bu bölgede etraflı bir çalışma yapma için bize gayret verdi. Silifke Kaymakamı Necdet Uçan bizi bu eserleri incelemeye davet ediyor. Silifke Müzesi asistanı Özdemir Koçarda bu bölgedeki bir yer hakkında verdiği bir rapor ile buranın önemini hiçbir şüpheye yer vermeyecek surette ortaya koyuyordu. Bu yazılar bizi hızlandırmaya kafi geldi. 1972 yılı yazındaki inceleme gezimizi Silifke'ye yaptık. Ve bu çevrenin eski eserlerini araştırmaya giriştik. Bizleri buraya çağıran Necdet Uçan ve Özdemir Koçar başka yerlere atandıklarından artık Silifke'de değillerdi. Fakat müze görevlisi ve bölgeyi çok iyi tanıyan Mehmet Belen bu ilk çalışmalarımızda bize çok büyük yardımlarda bulundu. Onun sayesinde, araç sağladıktan başka yolu olmayan birçok yerlere de onun rehberliği ile ulaşabildik.

Bu etraflı inceleme bize, burada şimdiye kadar hiç görülmemiş veya yeteri kadar üzerinde durulmamış pek çok eski eserin varlığını göstermişti. Bir program çerçevesi içinde bölgeyi tarayarak çokluğu

Ortaçağa ait olan bu eserleri derlememiz yerinde olacaktı. Ancak bu­nun için de, rastladığımız yapıların planlarını çizecek bir mimarın yardımcılığını gerekli görüyorduk. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi asistanlarından Yük. Müh. Mim. Dr. Yılmaz Önge, yaz tatilinin bir kısmını bizimle geçirmeği kabul ederek  1973 yılındaki araştırmalarımıza katıldı. O yılki çalışma kampanyamız yapıların fotoğraf ve ölçülerinin alınıp planlarının çizilmesine ayrılmıştı. Elde edilen bu ilk malzeme, 1973 yılı Eylülü sonlarında Ankara ve İzmir'de düzenlenen Onuncu Uluslararası Klasik Arkeoloji Kongresinin İzmir'de yaptığı toplantıların birinde bir bildiri olarak sunuldu. Ancak çalışmalar henüz bitmediği için, bu kongrenin bildiriler kitabına metni verilmedi. Sadece İlgi dergisinde renkli  resimle süslü türkçe ve ingilizce bir makale yayınlandı (23)

1974 yılında Kıbrıs çıkartması yüzünden bu bölgedeki araştırma­larımıza ara vermek zorunda kaldık. 1975'de yeniden başlayan çalışmalarımız, her yıl yaz sonlarına doğru bu bölgede yaptığımız incelemeler ile sürdürülmektedir. 1975 yılındaki kampanyada yine Dr. Yılmaz Önge bize yardımcı olmuştur. 1976'dan itibaren ise Mim. . Birol Alpay, plan çizme işini üzerine aldı. Uzman Münevver Keşoğlu, asistan Mehmet İ. Tunay, eski öğrencimiz müze asistanı ve fotoğrafçı Nedret Bayraktar'dan meydana gelen devamlı ekibimiz, İ. Birol Alpay'ın Edebiyat Fakültesi asistan kadrosuna geçmesi ile tamamlanmış oldu. 1972 yılında beraberimizde beş öğrenci bulunu­yordu. 1978'de de tekrar beş öğrenciyi inceleme bölgemize götürdük. Başlangıçta çok dar imkanlar ile yapılan çalışmalar 1975'den itibaren Türk Tarih Kurumu ve 1976'dan itibaren Türkiye Turing ve Oto­mobil Kurumu'nun sağladıkları maddi destek ile yapılmaktadır (24). Bu bakımdan her iki kuruluşa da teşekkürlerim sonsuzdur.

Bugüne kadar yapılan çalışmalarımız merkez Silifke olmak üzere Doğu'da Lamas (= Limonlu) çayı, Batı'da ise Kargıncık (veya Dana veya Manavat) adası hizası arasında kalan bölgede toplanmıştır.

Bu iki sınır arasında kalan bölge taranmakta kuzeyde en yukarı noktayı Uzuncaburç (= Diokaisareia) teşkil etmektedir. Bu sınırlar içinde kalan arazideki çalışmalarımız, dağlık bölgede olduğu gibi adalarda da yürütülmüş ve çoğu erişilmesi güç yerlerdeki pek çok eski yapı bulunarak bunların resimleri çekilmiş, ölçüleri alınmış, mimari ve sanat özellikleri araştırılmıştır. Bunun için de aynı yerlere birden fazla defa, hatta bazen yaya olarak gitmek, eldeki bil­gileri tamamlamak için gerekli olmuştur. Buluntuların en ilgi çekici tarafı Toroslarda Ortaçağ içlerinde o toprakların verdiği ürünler ile yaşayan geniş bir yerleşmenin varlığı ve dolayısiyle kıyıdan kuzeye çıkan bir takım yolların bulunduğunu göstermesidir. Ayrıca raslanan yapıların genellikle çok iyi durumda harabeler halinde oluşu, bun­ları Sanat Tarihi bakımından değerli anıtlar durumuna sokmak­tadır. Silifke ve dolaylarında ekibimiz ile 1972 yılından beri sürdür­düğümüz ve pek iltifat görmeyen bir araştırma türü olan "toprak­üstü arkeolojisi", bölgenin tarihi coğrafya, iktisad tarihi ve sanat tarihı bakımından daha iyi tanınmasını sağlayacaktır.

Bu bölgede yaptığımız çalışmalarda önce eski yayınlardan ve oralarda yaşayanlardan varlığını öğrendiğimiz ören yerlerine ve tek kalıntılara erişilmeğe çalışılmıştır. Ancak bunun yanısıra daha kolaylıkla gidilebilen veya etraflı olarak yayınlanmış yerlere de gidilerek buralardaki anıtlar tekrar gözden geçirilmiştir. Bu ikinci grup çalış­malarda bazı özel durumlar ile karşılaşıldığını da belirtmek isteriz. Nitekim çok yakın tarihlere gelinceye kadar eski eser bakımından zengin bir eski şehir kalıntısı olan Korasion şehri, kalıntıların bolluğu bakımından Çokören adı ile tanınırken, son yıllarda yoğunlaşan bir yerleşme neticesinde ortadan hemen hemen yok olmuştur. Bugün Susanoğlu adı ile büyükçe bir yerleşme yeri durumuna giren Korasion'da, evvelce varlığı belirtilen yapıların çoğunu bulmak mümkün olmamıştır. Ayakta kalabilen tek tük bazı yapılar da etraflarını saran evlerin arasında kaybolmaktadır.

Tarih içinde önemli bir yeri olan Elaiussa - Sebaste şehrinin ise üç bakımdan yakın bir gelecekte arkeolojik özelliklerinin çoğunu kaybedeceğini sanıyoruz. Burada eski yapıların ve çok değerli mezar anıtlarının bulunduğu yerde genişleyen Ayaş kasabası bir taraftan eski eserlere zarar verirken bir taraftan da antik Elaiussa - Sebaste'nin ilk kurulduğu yer olan ada (şimdi kara ile birleşmiş bir tepe)'nın ve etrafının dikenli tellerle çevrilerek bölündüğü ve buralarda tatil "site"leri kurulmak istendiği görülmüştür. Nihayet tehlike, güney Anadolu'nun kıyı bölgesinde pek çok yerde karşılaşılan, kum yığınlarının eski yapıları örtmekte oluşudur. Bugün Elaiussa - Sebaste'nin ada kısmında olan birçok büyük yapıları kalın bir kum örtüsü altında kalmış veya kalmaktadır. Burada Hı­ristiyan çağına işaret eden basilika'nın kum yığınlarının dışında kalabilmiş sadece bir apsis parçasını görmek mümkündür.

Yoğun yerleşme Silifke ilçe merkezinde de eski Seleukia'nın eserlerini yok edecek veya örtecek bir biçimde gelişmektedir (25). Aynı durum çok tehlikeli olmamakla beraber bir dereceye kadar eski Diokaisareia şimdiki Uzuncaburç'da da görülebilir.

Çalışmalarımızda bu ötedenberi bilinen ve eski eserleri hakkında yayınlar yapılmış olan yerleri tekrar gözden geçirerek, bizi ilgilen­diren yapıları bir daha inceleyip, bunların fotoğraflarını çekip, gerekenIerin rölövelerini çıkarırken, bir taraftan da etraflı yayınlara konu olan yerleri eski yayınlarla karşılaştırmalar yaparak dolaştık. Uzunca burç yolunda antik Olba (Ura) ile deniz kıyısındaki Korykos (= Gorgos) bu hususda bize önemli bilgiler sağladılar.

Herzfeld ve Guyer'in kitabında çok etraflı olarak işlenen Korykos şehri Antik çağ ve Bizans devri yapıları ile Korykos kalesi ve önündeki adacıktaki Kızkalesi'nde yaptığımız incelemelerde, önceki araştırıcıların gözlerinden kaçmış pek çok ayrıntı bulmamız mümkün oldu. Bu yüzden de yayınlanmış planlarda bazı düzeltmeler, topografik krokilerde tamamlamalar yapmamız gerekti.

Silifke ve dolaylarındaki topraküstü arkeolojik araştırmalarımız yukarıda belirttiğimiz sınır içinde kıyı şeridinde gerek Silifke'nin batısında gerek doğusunda yapıldığı gibi, bu kıyıdaki bazı ıssız ada­cıklara da çıkılarak bunlar da etraflı surette gözden geçirilmiştir. Boğsak adası bilhassa eski eser zenginliği bakımından şaşırtıcıdır. Bu sivri ve çorak adacık üzerinde bir çok kilise, ev, sarnıç ve mezarın bulunması, burada yoğun bir yerleşmenin Ortaçağ içinde varlığını belli etmiştir. Küçük ada denilen kayalık ise, çok ufak bir kara parçası olmasına rağmen üstünde geç Antik çağa ait bir villa'nın bulunması bakımından ilgi çekici ·idi. Buna karşılık daha batı'daki Dana (veya Manavat veya Kargıncık) adası denilen oldukça büyük bir adı eski eser bakımından hayli fakir çıktı. Yabancıların Provençal adası olarak adlandırdıkları ve üzerine çıkmaksızın, burada pek çok yapılar, kiliseler ve hatta kale olduğunu yazdıkları bu güzel adada belirli büyük bir kalıntı topluluğu ile karşılaşılmadı. Ancak kuzey kıyısında bazı yapı izleri ile çok yıkık durumda bir basilikanın kalıntısı bulundu. Bunların ölçüleri alınarak planları çizildi.

Silifke'nin batısında kıyıda bu şehrin Osmanlı devri boyunca limanı olan Akliman veya Ağalimanı kalesi üzerinde durulmuş, bir Türk devri eseri olan bu askeri mimari eseri incelenmiştir. Burada Hıristiyan çağı veya Antik çağ izleri bulunmamıştır. Fakat kalenin önündeki şimdiki dar bir berzahla adanın en yüksek noktasında çok yıkık bir basilika kalıntısı bulunmuştur. Yine Silifke'nin batı tarafında evvelce Herzfeld ve Guyer'in kazı yaparak etraflıca yayın­ladıkları eskiden Meryemlik denilen ören yerinde Hagia Thekla ziyaret yerinde ufak bazı tamamlayıcı bilgiler elde edilmiştir. Bu arada hıristiyanlarca çok önemli bir ziyaret yeri olduğu bilinen buradaki yapıların tarihçelerine ışık tutacak bir yayın da yapılmıştır (26) . Ba­tı'daki araştırmanın en verimli eseri, denize ve boğaza hakim bir yerde kurulan Tokmar kalesi olmuştur. Tam bir planı çıkarılan bu kale çok iyi durumdaki duvarları ve burçları ile dikkati çeker. Bu kaledeki çalışmalarımız sırasında, zeminde rastladığımız Ortaçağa ait çanak - çömlek parçaları arasında insan figürleri olanların bu­lunması, yerin önemine işaret etmektedir.

Silifke'nin doğusunda yukarıda belirtildiği gibi Korasion, Korykos ve Elauissa - Sebaste gibi evvelce yayınlanmış yerlerdeki inceleme ve araştırmalarımızın ancak ayrıntılar üzerinde olmasına karşılık, Cennet - Cehennem obruğu içinde ve etrafındaki Bizans devri kalıntıları, kuzeyde Hasan Aliler köyündeki büyük basilika, Korykos kuzeyindeki başka bir basilika incelenmiş ve bunların rölöveleri çıkarılmıştır. Korykos kuzeyindeki basilika mimari bakımdan ilgi çekici olduktan başka, buradan Toroslar'ın Akdeniz'e bakan tepelerinde yer yer yükselen Antik çağ gözetleme kulelerinden birinin yanına kadar gitmek mümkün olmuştur. Yine burada, bugün kullanılan yolun yakınında Roma çağına ait muntazam taş döşeli bir yolun bulun­ması kıyıdan kuzeye çıkan, bilinenlerin dışında bir takım yolların daha varlığını göstermesi bakımından önemlidir.

Elaiussa - Sebaste'nin az doğusunda en önemli incelememiz, Lamas (= Limonlu)'nun doğusunda olan Akkale'de yapılmıştır  (27)  Tarsus - Silifke yolu ile kıyı arasında kalan yerde olan bu büyük yapı topluluğu şimdiye kadar yabancı araştırıcıların dikkatini çek­mekle beraber, hiç kimse burası ile yeteri kadar ilgilenmemiştir. Burada Roma devrine ait bir saray olduğunu sandığımız çok geniş bir yapıdan başka, büyük bir sarnıç, bir hamam ile bir de üzüm ezme presi yapısı bulunmuştur. Bu sarayın kesinlikle denize bağlantısı olduğu söylenerek yapılan araştırmada, gerçekten kıyıda yukarıdan gelen bir su kanalı ile bir çeşmeden başka, kaya içine oyulmuş küçük bir liman ve iki ayrı gemi çekme yeri bulunmuştur. Bütün bu tesislerin ayrı ayrı ölçüleri alınarak, rölöve çizilmiştir. Ayrıca büyük bir obruk etrafında kurulmuş olan Kanytelleis veya Kanytelideis (= Kanlıdivan) şehrinin yapıları üzerinde çalışılarak bunlardan dördüne dair bir makalemiz yayınlanmıştır (28).

Çalışmalarımız ın en zor kısmı kıyıdan gerilerde Toros'larda tepelerde ve Akdenize inen akarsu yatakları ile vadilerde yapılan­larıdır. Buralarda köyler çok seyrek olduğundan, geceleri kalma imkanı bulunmamakta ve su bulunmadığından, beraberde su taşı­mak da gerekli olmaktadır. Buralardaki bazı ören yerlerine motorlu araçlarla yaklaşmak mümkün ise de çoğuna yürüyerek gitmek zorunda kalınmıştır. Nitekim Ayaş kuzeyindeki Çatık Ören denilen ören yerine aşağıdan üç saatlik yukarıdan ise bir saatlık bir yürüyüş ile ulaşmak kabildir. Yenibahfe deresi kenarındaki Karakabaklı ören yerine ise ancak üç saatlik bir yürüyüşle gidilebilmekte; dönüş için ise bir o kadar daha vakit harcamak gerekmektedir. Kıyının arkasındaki bu bölgede, evvelce yetersiz olarak yayınlanan Canbazlı köyü'ndeki basilikasının, yardımcılarımız tarafından bütün ölçüleri dikkatle alınarak rölövesi çıkarılmıştır (29).

Bugün Anadolu'da bilinen erken Hıristiyan devri yapılarının en iyi korunmuş olanlarından birisini teşkil eden bu yapı, sanat tarihinde önemle yer alabilecek bir örnektir. Yenibahçe deresi vadisini karşılıklı tutan Takkadın ile karşısındaki Barakçı kaleleri gerek plan, gerek inşa devri, gerek yapı tekniği bakımından çok değişik eserler olarak karşımıza çıktılar. Şimdiye kadar hiçbir araştırıcının yanına kadar gitmediği Barakçı kalesi kapalı bir kitle teşkil eden planı ile olduğu kadar Hellenistik çağa inen duvar tekniği ile de dikkati çekmektedir. Bütün bu eser­lerin resimleri alınarak, planları çıkarıldığı gibi, Yenibahçe deresini  sınırlayan tepelerde sayıları pek çok olan eski yerleşme yerlerindeki evler, kiliseler ve mezar anıtları üzerinde de durulmuştur. Çok zen­gin malzeme veren bu arkeolojik buluntuların hemen hemen çatı hizasına kadar sağlam bir durumda olmaları, bu topraküstü arkeolojik araştırmalarııpızın en zevkli ve yorgunluğu unutturucu tarafını teşkil etmiştir. Bütün bu bölgede, en ıssız yerlerde bile karşılaşılaşılan büyük taşlardan yontulmuş kapı sövelerinin görülmesi de buralarda Geç Antik çağda çiftlik evlerinin varlığını belli etmektedir. Ayrıca önemli bir buluntu da bazen evlerin yanlarında, bazen ise tek olarak karşılaşılan kayadan yontulma üzüm veya zeytin preslerinin çokluğudur. Böylece bu bölgenin o yüzyıllarda şarap ve yağ yapımıyla uğraştığı tahmin edilebilir. Bir yerleşme yerine bağlı olmaksızın arazide tek başına olan mezarlar da ayrıca dikkate değer bir özelliktir. Bazen bu mezarların hemen yanında bir de üzüm ezme presi bulunmaktadır. Böyle bir üzüm presi yanındaki lahdin kapağına işlenmiş olan üzüm salkımı rölyefleri, sahibinin işi hususunda hiçbir şüphe bırakmamaktadır. Bütün yerleşme yerlerinin uzağında Mezitkale denilen yerde tek başına rasladığımız, çok iyi durumda kalmış mabet biçimindeki büyük ve güzel bir mezar anıtı ise şaşırtıcı bir örnek sayılabilir.

Kıyının kuzeyindeki dağlık bölgede, vadilerde onbeş kadar çeşitli yerleşme yeri bulunmuş, köylülerin Meydan, Barakçı, Sinekkale, Işıkkale, Aşağı Dünya, Karakabaklı, Ovacık, Takkadın, Paslı, Megit, Çatıkören, Tapureli, Yanıkhan, Emireli, Öküzlüklü, Hacı Ömerli olarak adlandırdıkları bu yerlerde ve bunların çevrelerinde belirli bir adı olmayan arazilerde tek tek pek çok sivil yapı (çeşitli tiplerde evler) ve dini yapılar ile mezarlar bulunmuş ve bunların çoğunun rölöveleri çıkarılmıştır. Bu buluntular Anadolu'nun İlkçağ sonları ve Ortaçağ içlerindeki ev mimarisi hakkında çok zengin bilgi sağlamaktadır.

Hıristiyan yapı sanatı bakımından ise bu bölge dini binalarının, buraya has bazı özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Bilhassa birçok basilikalarda apsisin iki yanında ileri taşkın büyük birer mekanın varlığı dikkati çeker. Bu küçük yerleşme yerlerinin hiçbirinin eski adını bulmak mümkün olamamıştır.

Silifke ve dolaylarında yaptığımız  topraküstü arkeolojik araştırma ve incelemelerde yukarıda gösterilen sınırlar içinde çalışmalar yapılmış ve resim malzemesi ile rölövelerin eksiksiz olması için aynı yere birkaç defa gidilmiştir. İncelemelerde elde edilen plan ve rölöveler kürsümüz asistanı mimar İ. Birol Alpay tarafından çizilmiş ve 1978 yılında elde edilenler ise çizilmektedir. Şüphesiz bunların hepsi olmasa bile bir kısmı, yayınlanmadan önce bir defa daha ye­rinde kontrol edilecektir. Ayrıca elimizde bu araştırmalardan 2000 kadar renkli dia, ve 3500 kadar siyah - beyaz foto bulunmaktadır. Bu bölgeye dair şimdiye kadar yayınlanmış bütün yazıların da ori­jinal olarak bulunamayanları, xerox - kopya olarak elde edilmiştir.

Merkez Silifke olmak üzere Lamas (=Limonlu) çayı ile Manavat adası arasındaki bölgenin taranması suretiyle yapılan çalışmalar hiç bir za­man tamam olmayacaktır. Nitekim 1978 yılı araştırmaları sırasında son günlerde Kızılören adında büyük bir ören yerinin daha varlığını çok uzaklardan dürbünle fark edebildik. Yanına gidip yakından görmemiz mümkün olmadı. İkinci bir kalıntı topluluğu ise eski yazarların Topaların çeşmesi dedikleri yer dolaylarında idi. Adlar değişmiş olduğundan bu ören yerini bulamamıştırk. 1978 yılı kampanyasının son günü bir tesadüfle burasını da uzaktan tesbit edebildik. Bunları da 1979 yılı programı içinde görmeği ve incelemeği düşünüyoruz. Buralarda kıyı şeridinde. olduğu kadar dağlık bölgede bütün Türk devri boyunca önemli ve yoğun yerleşmenin olmayışı ve ancak göçebe aşiretler kış­lak olarak yaşadığından, eski eserlerde onlara zarar veren tahriplerin olmamasının sebebidir. Son yıllarda artık durum değişmekte kıyılarda başlayan yerleşmeler içerilere de yayılmaktadır.

Silifke ve dolaylarında yaptığımız topraküstü arkeoloji incelemelerinin bu bakımdan çok önemli olduğuna inanıyoruz.

............
1 P. de Tchihatcheff, Lettre sur les Antiquit!s de l' Asie Mineure adressee ıl M. Mohl, "Journal Asiatique" 5. seri, IV (1854) bilhassa s. 114-138; ay, yaz., Reisen in Klein Asien und Armenien 1847-1863, Itinerare redigirt und mit einer neuen Construction der Karte von Kleinasien von H. Kiepert, "Petermaııns Geographische Mittheilungen-Ergiinzungsband",
IV (1865/67) Heft 20.     

2 F. X. Schaffer, Cilicia, "Petermanns Mitteilungen - Ergiinzungsheft, no. I4I," Gotha 1903; ay. yaz., Archiiologisches aus Kilikien, "Jahreshefte d. Oest. Arch. Instituts" V (1902) S. 106-1 i I.

S F. Beaufort, Karamania or a brief De******ion of the South Coast of Asia Minor and of the remains of Antiquiry, London 1808, 2. baskı; Almancası, 1821.
4 W. M. Leake, Journal of a Tour in Afia Minor, London 1824; yeni tıpkıbası roı, Hildesheim 1976

6 C. L. Irby ve J. Mangles, Travels in Egypt and Nubia, Syria and Asia Minor, during the years 1817 and 1818, London 1823.


6 V. Langlois, Voyage dans la Cilicie et dans les montagnes du Taurus ( pendant les annees ı8S2-ı8S3, Paris 1861, özet olarak Türkçesi, Eski Kilikya, çe·. Rahmi Balaban, Mersin 1947.

7 L. de Laborde, Voyage en Orient: Asie Mineure et Syrie, Paris 1837, 1862,2 l: cilt. Bu bölge cilt I'dedir.

8 J. Th. Bent, Explorations in CiZicia Trackeia, "Proceedings of the Royal Gf: hical Society" XII (1890) s. 445-463; ay. yaz. A Journey in Cilicia Tracheia, "J of Hellenic Studies" XII (1891) s.206-224 ve lev. 12.

9 E. L. Hicks, In******ions from Western Cilicia, "Journal of Hellenic Studie)" (1891) S.225-273·

10 R. Heberdey ve A. Wilhelm, Reisen in Kilikien, ausgeführt ı89I und i;:
Aıiftrage d. Kaiserl. Akademied. Wiss. in Wien, "Denkschriften der Akad. 44" WieE II E. Herzfeld, Eine Reise durch das westliche Kilikien im Frühjahr I9D7, .... manns Mitteilungen" LV (1909) s.25-34 ve 1 harita.

12 J. Keil ve A. Wilhelriı, Vorliiıifiger Bericht über eine Reise in Kilikien, ") kefte der Oest. Arch. Instituts" XVIII (Beiblatt) Wien 1915,s. 5-60; J. Keil, D: kischen Grotten in Kilikien, "Wiener Bliitter für dei Freunde der Antike, V, Heft 3 s·50-53·

13 E. Herzfeld ve S. Guyer, Meriamlık und Korykos, ,(wei Ruinenstiitte des Rauhen Kilikiens, (Monumenta Asiae Minoris Antiqua, II) Manchester 1930.

14 J. Keil ve A. Wilhelm, Denkmiiler aus dem Rauhen Kilikien (Monumenta Asiae Minoris Antiqua, III) Manchester 1931
15 Gertrude L. BelI, Notes on a Journey through Cilicia and Lycaonia, "Revue Ar­cheologique" 4. seri (1906) s·7-36 ve 385-414.

16 Birinci Dünya savaşından günümüze gelinceye kadar bu bölge ile ilgQi daha birçok ufak yayın olmakla beraber bunlardan sadece en önemlileri burada gösterilmiştir.

17 M. Gough, A Temple and Church at Ayaş (Cilicia), "Anatolian Studies" IV (1954) s.49-64, lev. ııı-VI.

18 G. H. Forsyth, Jr. An Early Byzantine Church at Kanlı Divane in Cilicia, "De Artibus Opuscula XL - Essays in Honor of Erwin Panofsky" New York 1961, s. 127-137, lev. 38-45; ay. yaz. Architectural Notes on a trip through Cilicia, "Dumbarton Oaks Papers" Xi (1957) s. 223-236, lev. ve 12.

19 A. Machatschek, Die Nekropolen und Grabmiiler im Gebiet von Elaiussa Sebaste und Korykos im Rauhen Kilikien (Österr. Akademie d. Wiss. - Denkschriften, 96) Wien 1967.

20 O. Feld, &richt über eine Reise durch Kilikien, "Istanbuler Mitteilungen" XIII­XIV (1963-64) s. 88-107, lev. 43-52; ay. yaz., Beobachtungen an Spiitantiken und Früh­christlichen Bauten in Kilikien - Bericht über eine Reise, "Römische Quartalschrift" LX (1965) s. 131-143, lev. ı-Vııı; ay. yaz. ve H. Weber, Tempel und Kirche über die Korykischen Grotte (Cennet - Cehennem), "Istanbuler Mitteilungen" XVII (1967) s.254-278, lev. 35-38.

21 H. Hellenkemper, Burgen der Kreuzritterzeit in der Crafsehaft Edessa und im Königreieh Kleinarmenien (Geographica Histarica, I) Bonn 1976.

22 G. Dagron, lnseriptians de Cilieie et d'lsaurie, "Belleten" VLII, saY1 167 (1978) . s. 373-42°, lev. ı-Vııı; ay. yaz. Les etudes byzantines, "L'arehlalagie et l'histaire de l' art li. l' Universite de Lyan Il, enseignemen ts et reeherehes - L'infarmatian de l' Histaire de l' art" XVIII (1973) s. 163-167, bu yazı görülmedi, özeti için bkz. "Byzantinisehe Zeitsehrift" LXVII (1974) s. 509.

23 Semavi Eyice, Tarihi zenginlikleriyle Silifke yöresi, "İlgi - Shell Dergisi" ro. yıl (ı 976) sayı 24, s. 6- II, 8 resim ile; ingilizcesi, An Archaeological Treasure lJouse: The Silifke District", aynı derginin ingilizce baskısı.

24 Bu çalışmalar ile ilgili olarak, Ankara'da "Türk Tarih Kurumu" ve "Ana­dolu Medeniyetleri Müzesi" ile İstanbul'da "Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu" ve "İstanbul Arkeoloji Müzesi"nde konferanslar verildikten başka, Paris'de "Sor­bonne Üniversitesi" ile "College de France"da da konuşmalar yapılmıştır.

25 Silifke'nin şehir olarak tarih içindeki gelişmesi asistanımız Mim. Birol İ. Alpay tarafından doktora çalışması olarak işlenmektedir.

26 G. Dagron, Vie et miracles de Sainte Thecle (Subsidia Hagiographica, 62; Bruxelles 1978.

27 Ankara'da 1976'da toplanan VIII. Türk Tarih Kongresinde sunulan bildiri­miz bu eser hakkındadır, Elaiussa - Sebaste (Ayaş) yakınında Akkale, Kongre bildirileri (basılınakta). Yine Akkale hakkında yabancı dilde bir yazınız Prof. Dr. F. W. Deichınann için hazırlanan Armağan kitabında yer alacaktır.

28 Semavi Eyice, Kanlıdivan basilikaları (bir önçalışma), "Anadolu Araştırmaları" ıv-v (1976/77) s. 411-442, 28 resim ve plan ile; almanca özeti, DiCBasiliken von Kanlıdivan," Zeitsehrift der Morgenliindisehen Cesellsehaft - Deutsehe Orientalistentag" (basılmakta) .
29 Semavi Eyice, La basilique byzantine de Canbazlı, en Cilicie "Zographe - In Memo­riam Prqf. Rodojeie" X (1979) basılmakta.


---


SİLİFKE VE DOLAYLARINDA YAPILAN TOPRAKÜSTÜ ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALAR RAPORU (1979)

Prof. Dr. Semavi Eyice Belleten, Ocak 1980 Cilt XLIV  Sa:173 Sayfa:121/123 

Silifke ve çevresini 1972 yılından beri İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde kürsümüz yardımcıları ve öğrencilerimizden meydana gelen küçük bir ekip ile araştırmakta ve incelemekteyiz. Bu yıl yaptığımız çalışmalarda, evvelce yapılan bazı araştırmaların elde edilen sonuçlarını kontrol ettikten başka, başlıca dört konu üzerinde durulmuştur. Bu dört konu şu surette özetlenebilir:

1. Kanlıdivan
Silifke - Mersin yolu üstünde, ana yoldan 3 km. içeride bir obruk etrafında kurulmuş önemli bir ören yeri olan Kanlıdivan eskiden beri tanınan ve kalıntıları bilinen küçük bir şehirdir. Burası hakkında hazırladığımız etraflı bir yazımız bir kaç yıl önce yayınlanmıştı. Bu yıl yaptığımız çalışmalarda buradaki küçük yerleşme yerini bir daha inceleyerek, asistan - mimar Birol Alpay tarafından bir şehir planı çizilmiştir.

2. Devecili örenyeri
Kanlıdivan örenyerinin kuzeyinde yaya olarak bir buçuk saatlik bir yürüyüşle erişilen Devecili örenyerinde şimdiye kadar hiç bir yerli veya yabancı yayında bahsi geçmeyen küçük bir yerleşme yeri bulunmuştur. Çevre araziye hakim bir sırtın üstünde ve denizi uzak­tan gören bir arazide kurulan bu yerleşme yerinde oldukça büyük bir basilikanın varlığı bunun bir Bizans kasabası olduğunu isbatlamaktadır.

Bu yerleşme yerinde belirli bir planı olan ve duvarları hayli yüksek olarak duran evler de bulunmaktadır. Bu evlerden bir tanesi güneye bakan cephesi ve bu cephedeki pencereleri ile bölgenin prof an mimari özelliklerine sahip bulunmaktadır. Bu yerleşme yerinin küçük bir de nekropolü olduğu kalan lahitlerden ve kaya içine oyul­muş mezarlardan anlaşılıyor. Bu mezarlar arasında bir tanesi küçük bir anıt biçiminde yapılmış olması bakımından dikkati çeker. Antik yapılar andıran bu mezar anıtının gerçekte bir Hıristiyan mezarı olduğu alınlık taşını süsleyen bir haçtan anlaşılmaktadır. Bu ören yerine arkadan dolanarak giderken rastlanan pres ve doğrudan doğ­ruya vadiye inerken karşılaşılan kayadan oyulmuş sarnıçlar, bu sırtın toprağının evvelce verimi sağlamak üzere işlenmiş olduğunu belli eder.

3. Kızılören
Yenibahçe deresi vadisinin doğu tarafında Paslı'nın güneyinde Kızılören denilen bir yerleşme yeri ile daha karşılaşılmıştır. Hiç bir araştırıcının şimdiye kadar görüp, incelemediği bu yerde ölçüleri pek büyük olmayan bir basilikanın varlığı burada da Bizans çağında yaşandığını beni eder. Etrafta ise hayli çok sayıda ev kalıntıları görü­lür. Bunlardan bir kaçı muntazam planlara sahiptirler. Ayrıca bu evlerden biri önüne sonradan eklenen bir kule ile dikkati çekmektedir. Bu evlerin duvarlarında değişik taş örgü tekniklerinin kullanılmış olması, burada antik çağdan itibaren yaşanmış olduğunu gösterir. Bu yerleşme yerinde bir nekropol ile karşılaşılmamış olmakla beraber, kapağında Hıristiyanlık alameti olan haçla süslü bir lahit bulunmuş­tur.

4. Glikkale
Silifke'den Uzuncaburç'a giden yolun batısında çaltı - Bozkır köyüne giden yoldan yürüyerek yarım saatte ulaşılan Gökkale denilen yerde de küçük bir yerleşme ile karşılaşılmıştır. Yabancı araştırıcı­ların sadece uzaktan dürbünle görerek varlığını bir kaç kelime ile belirttikleri bir yer de ilk olarak tarafımızdan incelendi. Çalılar ara­sına yer yer rastlanan muntazam taş döşeli yol kalıntıları buranın evvelce çevredeki şehirlere bağlantısı olduğuna işarettir. ilgi çekici olan husus bu derecede ufak bir yerleşmenin bu kadar muntazam bir yola sahip oluşudur. Gökkale adı verilen yerleşme yerine yakla­şırken yamaçta bir kaç lahid görülür. Solda ise bir evin kalıntıları vardır. Fakat esas önemli olan, sırtın hakim bir noktasında etrafa ve uzaktaki denize harikulade bir manzaraya sahip olan iki katlı başka bir evdir. Önünde taş döşeli bir avlu bulunan bu iki katlı ev çok iyi durumda kalmıştır. Balkonlu ve ikiz pencereli güney cephesi bölge eski ev mimarisine uymaktadır.

Yakınında büyük bir lahit,arkasında ise başka ev kalıntıları vardır. Bunlardan birinin içindeki  bir kapı lentosunda bir haçın bulunması bu yerleşme yerinin de Bizans çağına ait olduğunu gösterir. Etrafda rastlanan lahit ve kaya dar oyulmuş mezarların kapaklarında da haçlar işlenmiştir. Burada ayrıca yine kayadan yontulmuş büyük bir pres (zeytin veya üzüm?) in de varlığı dikkati çekmektedir.

1979 yılında yaptığımız araştırmalarda yukarıda kısaca belir­tilmiş olan ören yerleri incelenmiş, bunların vaziyet planları çıkarılmış yapıların ayrı ayrı ölçüleri alınarak plan ve rölöveleri için gerek!: notlar alınmıştır. Ayrıca bu yapıların renkli ve siyah - beyaz fotoğ­rafları çekilmiştir. B;' buluntular şu hususları ortaya koymaktadır:

a) Silifke gerisinde Toroslarda şimdiye kadar burada çalışan araştırıcıların göremedikleri daha pek çok yerleşme yerleri bulun­maktadır. Ancak yaya erişilebilen bu küçük yerleşme yerlerinde sadece zamanın harap ettiği çok sayıda yapı ile karşılaşılır.

b) Bu yerleşme yerleri arasında şimdiye kadar bilinenlerin  dışında bir takım ikinci derecede yollar da uzanmaktadır. Bu yolların tanınması güney Anadolu'nun tarihi coğrafyası bakımından değer­lidir.

c) Bugün hiç veya pek az hayat olan bu yerlerde evvelce yaşayan insanların tarımdan faydalandıkları anlaşılmaktadır. Suyu çok sayıda sarnıçlar yapmak suretiyle sağlayan bu insanlar, bıraktıkları çok sayıdaki preslerde ya zeytin veya üzüm ezmek suretiyle yağcılık veya şarapçılık ile geçiniyorlardı.

d) Rasladığımız çok sayıdaki evler, güney Anadolu'nun Bizans, çağındaki profan mimarisi hakkında açık bir bilgi verecek kadar zengindir. Bunların plan ve rölöveleri asistanım mimar Birol Alpa   tarafından çizilmektedir.

1979 yılı çalışmaları sırasında Erdemli müzesinde bulunan bazı eşya üzerinde durularak bunların konumuzu ilgilendirenleri etrafı surette incelenmiştir.

http://toplumvetarih.blogcu.com/silifke-civari-toprakustu-arkeolojik-arastirmalari/3791911 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Free Hit Counter