Sayfalar

Soli Pompeiopolis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Soli Pompeiopolis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2011 Pazar

13 Şubat'ta Soli-Pompeiopolis Arkeo-Gezisine Katıl!

ARKEOLOJİK MİRASIMIZI KEŞFEDELİM!

 Mezitli Belediyesi & Arkeo-Sev Girişimi


https://mail.google.com/mail/?ui=2&ik=cccaf1ef25&view=att&th=12dff1583a827888&attid=0.1&disp=inline&zw



13 Şubat 2011, Pazar 


Gezi Ayakkabını Giy
Kumanyanı Al
Arkeo-Gezi'ye Katıl!
 
 Bir Açık Hava Müzesine Eşdeğer Olan

Soli Pompeiopolis

 
Antik Kenti Gezi Planı

https://mail.google.com/mail/?ui=2&ik=cccaf1ef25&view=att&th=12da853782ee01a5&attid=0.1&disp=inline&zw

13 Şubat 2011, 
Pazar günü
Saat 11:00


....KATILIM ÜCRETSİZ....
 (Herkes Kendi Kumanyası Ve Ulaşım İmkanlarıyla Katılacak!)

(İsteyen Sucuk-Ekmek Getirebilir....Mangal Bizden!)

Gezi Programı
 
Saat 11:00 Buluşma
Mersin Mezitli Belediyesi, Viranşehir 
Soli Pompeiopolis Liman Parkı!

1. Etap (Öğleden Önce)
11: 00  Buluşma-Açıklama ve Soli Höyük alanına yürüyüş
11: 25  Soli Höyük Kazı Alanı
11: 50  Höyük - Aratos'un Mezarı
12: 00  Sütunlu Yol
12: 30  Soli - Pompeiopolis Liman Parkı:
Yemek & Sohbet & Müzik
 

2. Etap (Öğleden Sonra)
14: 30   Soli - Pompeiopolis Antik Limanı
15: 30    Nekropol alanı
16: 00    Niteliği  belirlenememiş  bir kalıntı
16: 30    Roma Hamamı+ Gymnasium kalıntısı
17 : 00   Soli - Pompeiopolis Liman Parkı’na Dönüş&Bitiş
Gezi yolumuz üzerindeki eski sur kalıntıları

Soli'de  Kazı Evi

Soli Tiyatro Kalıntıları

Soli Höyük Kazıları,
1999 yılından beri Prof. Dr. Remzi Yağcı Başkanlığı’nda sürdürülmektedir.
Sütunlu Yol

Soli - Pompeiopolis Antik Liman Yakınındaki Nekropolde Çanak-Çömlek Kalıntıları



Niteliği  Belirlenememiş  Bir Kalıntı


Roma Hamamı+ Gymnasium Kalıntısı



SOLOİ-SOLİ-POMPEİOPOLİS 



   
Mersin’in yaklaşık 11 km. batısındaki Mezitli İlçesindedir.
Kentin kuruluş tarihine ilişkin bilinenler azdır. Soli’de bulunduğu öne sürülen ve bugün Berlin Staatliche Museen’de bulunan Luwice yazıtlı mühürler ve silahlar  Orta Tunç Çağı’na tarihlenmektedir.

Filozof Chrysippos ile matematikçi ve astronom Aratos’un İÖ 3. yy’da burada yaşadığı sanılmaktadır. Strabon’a göre Soloi- Pompeiopolis Antikçağ’da Kilikya Trakheia (Dağlık Kilikia)ile Kilikia Pedias (Ovalık Kilikia )’nın  sınırını oluşturmaktadır.

 İÖ. 8-7. yy’da kurulduğu kabul edilen kentin Strabon , Akhaioslar ve Rhaioslar ve Rodos’daki Lindos’lular, Pomponius Mela ise Argoslu ve Rodos’lu kolonistler tarafından kurulduğunu yazmaktadır. 

İÖ. 1. binde Soli önemli bir liman olmuştur. İÖ. 6. yy. ortalarında başlayan ve Büyük İskender’e kadar süren Anadolu'daki Pers egemenliği döneminde de önemini korumuştur.  İÖ. 5. yy.’da özerkliğini koruduğu kendi adına sikke bastırmış olmasından anlaşılmaktadır. 

Günümüzde Soli antik kentinin çevresi yerleşim alanları ile dolmuştur. Sütunlu yol, Höyük, Antik liman, Roma Hamamı, su kemerleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.. 

SÜTUNLU CADDE:
200 tane olduğundan bahsedilen sütunlardan bugün 33’ü ayaktadır. Bunlardan 4’ü batı, 29’u doğu sütun dizisine aittir. 

Korint düzenindeki sütun başlıklarından bazıları figürlüdür. Ayrıca bazı sütunların yazıtlarından caddeye bakan konsolların Roma imparator yada üst düzey yöneticilerin büstlerini taşıdığı anlaşılmaktadır. Son yapılan kazılarda ele geçmeye başlayan mermer heykeller bu durumu kanıtlayan en önemli buluntular arasındadır. 

SOLİ HÖYÜK
22 m. Yüksekliğinde ve 300 m. çapındadır. Tepe üzerinde yapılan yüzey araştırmalarında Erken Demir Devrinden Roma mimarı buluntuların yanısıra çok sayıda amphora kırıkları, kandiller, dokuma ağırlıkları ve terrakota figürün başları ortaya çıkarılmıştır. 

ANTİK LİMAN
Kalıntıların bir bölümü bugün de görülebilen liman birbirinden 200 m. aralıklarla düzenlenmiş iki dalgakırandan oluşmaktadır. Bunlardan batıdaki daha iyi korunmuştur. 

ROMA HAMAMI
Soli’ de yüzeyde görülebilen mimari kalıntılarından birisi de Roma Hamamıdır. Bu yapıdan da günümüze sadece birkaç duvar parçası kalmıştır. 

NEKROPOL ALANI
Belediyenin yol inşaatı sırasında 2002 yılında ortaya çıktı. 100 m 2lik bir alanda farklı tipte  ve farklı dönemlere ait 50 civarında mezar açığa çıkarıldı. Bu mezarlığın farklı etnik gruplarca kullanıldığı tespit edildi.




 Mersin Arkeo-Sev Proje Girişimi
Arkeosev.blogspot.com
Arkeosev.facebook.com


***



Dünyanın Islah Edilmiş En Eski Buğday Türü 

"Çatal Siyez Buğdayı"  

Soli’de 


 

Soli Pompeiopolis Antik Liman Kentini Koruma ve Tanıtma Derneği Genel Sekreteri Arkeolog Cem Civaoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, geçen yıl Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Remzi Yağcı başkanlığında gerçekleştirilen kazılarda gün yüzüne çıkarılan ''arpa, buğday ve mercimek'' örneklerinin incelemesinin tamamlandığını belirtti.

Soli Höyük'te bilinen en erken döneme ait olan ve milattan önce 15. yüzyıla tarihlenen ''Hitit İmparatorluk Çağı'' tabakalarında yapılan kazı çalışmalarında bulunan tahıl örneklerinin, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümünden Profesör Emel Oybak tarafından incelendiğini ifade eden Civaoğlu, ''Yapılan inceleme neticesinde, buluntuların 'Çatal Siyez Buğdayı' (Triticum Dicoccum), 'Kabuklu Arpa' (Hordeum Vulgare) ve 'Mercimek' (Lens Culinaris) olduğu belirlendi'' dedi.

Hitit Çağı'na ait tabakada yapılan kazılarda, bir mutfak ya da silo olduğu düşünülen bölümde açığa çıkarılan tahıl örneklerinin yanmış halde bulunduğunu hatırlatan Civaoğlu, açıklamasına şöyle devam etti:
''Hacettepe Üniversite Biyoloji Bölümünün raporuna göre Soli'de ortaya çıkan buğday, literatürde adı 'Triticum Dicoccum' olarak geçen bir türdür. Ülkemizde 'Çatal Siyez Buğdayı' olarak da bilinen bu tür, insanoğlunun yüz binlerce yıl doğaya bağlı yaşamdan, doğaya hakim yaşama geçişte ıslah ettiği en eski tahıl ürünlerinden biridir. 'Neolitikleşme' olarak da tanımlayabileceğimiz bu süreç, insanın doğa, kültür ve teknoloji ile etkileşerek 'üretime geçiş' evresinin adeta kilit taşıdır.

Yeni ortaya çıkan tahıl örneklerini daha önceki yıllarda bulduğumuz örneklerle birlikte değerlendirdiğimizde, Soli Pompeiopolis'te tarımsal üretimin yaygın ve çeşitli olduğunu söyleyebiliriz. Soli'nin, her ne kadar bir liman ve ticaret kenti olsa da geniş ve verimli arazilerinde tarımın da yapıldığı önemli bir merkez olduğu artık kanıtlanmış bulunuyor.''

 02.03.2010


****************

13 Şubat 2011, Pazar 
 Bir Açık Hava Müzesine Eşdeğer Olan
Soli Pompeiopolis
Antik Kenti


https://mail.google.com/mail/?ui=2&ik=cccaf1ef25&view=att&th=12da853782ee01a5&attid=0.1&disp=inline&zw



SOLOI - POMPEIOPOLIS ANTİK LİMAN KENTİ

Dağlık ve Ovalık Kilikya arasında sınır oluşturan kent, Lamos nehrinin doğusunda yer almaktadır. Ovalık Kilikya’nın batı sınırındadır. Ayrıca kent Issos körfezinin başladığı yerde bulunur.

Strabon’a göre kent:  M.Ö 700  civarında Lindos’tan gelen Rodoslular tarafından kurulmuş.

Diogenes Laertios’ a göre, kent, Atinalı Solon tarafından kurulmuş  ve Soloi ismi de Solon’dan gelmiştir...

Soloi adı güneş anlamına gelmektedir.

Soli (Soloi) adının anlamı, “metal külçesi” olarak da belirtilmiştir ve ekonomik zenginliği ile ilişkilendirilmiştir.

M.Ö. I. binde Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir yere sahip olan kent, Pers kralı Darius’un (M.Ö 522–486) Kilikya’yı ele geçirmesiyle Pers imparatorunun egemenliğine kendi isteği ile girer.  Pers egemenliğine girmesine rağmen ilk sikkesini M.Ö 5.yy ortalarında Pers egemenliğinde basmaya başlar. Bu durum Soloi’nin bir nevi özerkliğini koruduğunun göstergesidir.  Sikkelerin üzerinde görülen omega ve omikron harfleri kentte Yunan varlığının söz konusu olduğunu gösterir.

M.Ö. 333 yılında Aleksanros ( B. İskender M.Ö 356–323) Issos savaşıyla Soloi’ yi ele geçirmiştir. Şehrin Pers yanlısı tutumundan dolayı şehri 200 talantonluk ağır bir vergiyi ödemeye mahkûm etmiştir.

[ Talanton: Attica sistemindeki en büyük ağırlık ve para birimi. 1 talanton= 60 mana.  1 mana yaklaşık 4.36 gr. ]

Soloi Helenistik dönemde Seleukoslar egemenliğinde kent en parlak günlerini yaşar.  

M.Ö 197 yılında III. Antiochos şehri ele geçirinceye kadar Ptolemaioslar ve Seleukoslar arasında el değiştirir. Seleukos yönetiminin zayıflamasıyla siyasi otorite boşluğundan yararlanan Mithridates’in damadı Armania kralı Tigranes M.Ö. 83 yılında kenti yağmalar halkını köleleştir ve kendi kurduğu başkenti Tigranocerta kentine yollar. Böylece kentte kargaşa, yağmacılık ve esir ticareti ile ünlenen korsanlar dönemi başlar. Soloi kenti uzun süre yerleşim görmez ve korsanların barınağı haline gelir.

M.Ö 67 yılında Gn. Pompeius bölgedeki bu karışıklığa son vermek için Roma senatosundan aldığı yetkiyle korsan barınaklarını yok eder, af dileyen korsanları da Soloi kentine yerleştirir. Kente Civitas Libera (özgür kent) statüsü verir. Bu statüye sahip olan şehirler vergi ödemezlerdi. Şehrin adını Pompeiopolis (Pompeius’un kenti) olarak değiştirir. Bu tarihten sonra şehir tekrar gelişmeye başlar. Sur duvarları, sütunlu cadde, liman ve tiyatronun yapımı bundan sonradır.

Roma imparatoru Hadrianus M.S. 130 yılında şehre gelir limanın yapımı için parasal destek verir.

M.S. 260 yılında şehrin Sasani kralı I. Şapur tarafından ele geçirilmesiyle gelişimi durur.

Hıristiyanlık döneminde kentteki piskoposluğa,  Seleukoslardan gelen diğer piskoposlarında katılmasıyla bir haç merkezi olur.

M.S 525 yılındaki büyük depremle zarar gören kent VII. Yy. da Arap akınlarıyla yağmalanır.


Grekçe: SOLOİ
Latince: SOLİ
M.Ö 67: POMPEİOPOLİS


Soloicismos: Kent halkının kullandığı dile kendilerine göre kuralsız ve kaba bulan Atinalılar Soloi isminden bir kelime üreterek kendilerince bu tür dilleri soloicismos kelimesi ile tanımlamışlardır. Bu kelime çağdaş Batı toplumlarında biraz değişerek solecism kelimesi haline gelmiş olup, hala aynı anlamda kullanılmaktadır.

Soloi-Pompeiopolis, XIX. yüzyılda Avrupalı seyyahlar tarafından sık sık ziyaret edilen yerlerden biri olmuştur. Soloi-Pompeiopolis ziyaretine ilişkin en erken kaynak Kaptan Francis Beauford’un “Karamania” adlı eseridir. Beauford Soloi-Pompeipolis’e geldiğinde sadece kentin durumunu tasvir etmemiş ayrıca bir planını da çıkarmıştır.

Antik kaynaklardan Theophrastos kentin doğal özelliklerine ilişkin bilgi verir. Theophrastos’a göre Soloi-Pompeiopolis’te Pinaros Çayı çevresinde yetişen narlar buradaki iklim ve toprak koşulları nedeniyle çekirdeksiz yetişmektedir. Yine Plinius ve Vitruvius Soloi-Pompeiopolis yakınındaki Liparis Çayı’na girildiğinde insanların yağ içinde kaldığından bahseder.

Athenaios’a göre kentte safran parfümü yapılmaktadır. En iyi parfüm üretimi yapılan antik dönem şehirlerinden biridir. Elimize ulaşan yazıtlardan Soloi’da
Sadece safran parfümü değil safran merheminin de yapıldığını öğreniyoruz.

Soloi-Pompeiopolis Antik Çağ’da önemli filozofların ve yazarların yetiştiği bir şehir olmuştur. Diogenes Laertius De Clarorum Philosophorum Vitis adlı eserinde bu kişilerden bahseder. Mesela Stoa filozoflarından Khrysippos (MÖ. 280–205), akademi filozoflarından Krantor (MÖ. 335–275) ve Zenon’un öğrencisi Athenodoros Soloiludur.

Yine komedi sairi Philomenos (MÖ. 361–262), heykeltraş Milon, Phaenomena adlı eseri Germanicus Caesar ve Cicero tarafından Latinceye çevrilen Aratos (MÖ. 310–240) burada yaşamıştır.

*                      *                       *

Soli - Pompeiopolis Antik Liman Kenti Kazıları Prof. Dr. Remzi YAĞCI başkanlığında 1999 yılından itibaren periyodik olarak devam etmektedir. Kazılar Sütunlu Cadde ve Soli-Höyük olmak üzere iki alanda sürdürülmektedir.


SOLI – HÖYÜK

Höyük: Eski zamanlardan beri üst üste gelen şehir kalıntılarından meydana gelen tepe anlamındadır. Yıkılan her yapı katmanı zeminde hafif bir yükselmeye neden olur yerleşme katmanları üst üste yığılarak bir tepe oluşturur. Yükseklikleri genelde 20-30 m yi bulur. Höyükler düzlüklerde kurulduğu için uzaktan seçilmesi kolaydır.

Soli-Höyük 22 metre yükseklikte 300 metre çapındadır.

Kilikya Bölgesi Hattiler zamanında Kizzuwatna Prensliği kesiminde bulunuyordu.

MÖ. 15-14. yüzyıllar Kizzuwatna’nın Hitit egemenliğine girdiği, ancak yerel özelliklerini koruyup sürdürdüğü bir geçiş dönemidir.

Soli Höyük’te, Hitit terası olarak adlandırılan doğu yamaçtaki bölümde MÖ. 15. yüzyılda kullanılan kazamatlı sur duvarlarının önemli bir bölümü açığa çıkarıldı. Surun içinde yangın tabakasında silo ya da mutfak olarak kullanılan mekânlarda bulunan arkeobotanik örneklere göre: MÖ. 15. yüzyılda Soli’de arpa, çatal siyez buğdayı, mercimek tüketilmiş olduğu uzman raporlarından anlaşılmaktadır.

M Ö. VII y.y. dan beri önemli bir liman kenti olan Soli’nin Rhodos-Lindos kolonisi olduğu ve Doğu Greek dünyası ile yoğun ilişkiler içinde olduğu ortaya çıkan arkeolojik buluntularla kanıtlanmıştır.

Bulunan seramik örneklerine göre Soloi M.Ö. VII yy. da başlayan yoğun ticari faaliyetlerini Helenistlik dönem sonuna kadar sürdürmüştür. 

Soli-Höyük tiyatrosu höyüğün batı yamacına yaslanmaktadır. Aşırı derecede tahrip olduğu gözlenmektedir.  Tiyatroda yapılan kazılarda caveada monolit taştan yapılmış krepisler ortaya çıkarılmıştır; ancak devamı bulunamamıştır. Tiyatronun M Ö. 67 de Pompeius’un şehre adını vermesinden sonra yapıldığı bilinmektedir.

Soli-Höyükte yapılan kazı çalışmalarında görülen seramikler şunlardır:
Roma, Helenistik, Klasik, Arkaik, Geometrik, Deniz Kavimleri, Oryantalizan, Hitit, Erken Hitit


ARATOS’UN MEZARI

Fransız seyyah, Victor Langlois, 1852–1853 yılları arasında yaptığı ilk ziyaretinde Soloi-Pompeiopolis hakkında bilgi verir. Langlois’un verdiği önemli bilgilerden biri
Bir anıt mezara ilişkindir. Bu mezar muhtemelen şair Aratos’a (MÖ. 315–240–239) aittir.

P. Tremeaux Aratos’un şehir surları içerisindeki mezarının tam yerini verir. XIX. yüzyılda Aratos’un mezarı çok net bir şekilde görülebilmesine rağmen bugün gözden kaybolmuştur.

Aratos, İ.Ö. 315-245 yıllarında yaşamış bir şair gökbilimcidir. Tüm bilim tarihi kitaplarında Soli’li (Viranşehir, Mezitli) olduğu yazıyor. “Phainomena” yani “gök olayları” adlı bu eser aslında bir şiir kitabı. İlk kez Aratos “Gök Olayları” adlı eserinde o zamana kadar bilinen 48 takımyıldızı bir anlamda listelemiştir; çizimlerini yapmış ve şiir dili ile onları tanımlamıştır.


SÜTUNLU CADDE

Sütunlu cadde: Roma mimarisinin kentleşme içinde ortaya koyduğu yeniliklerden biridir. Bu caddeler kent yaşamına özel ve törensel bir karakter vermekteydi. İlk örnekleri M.S. 1.yy. sonundan ileriye doğru tarihlenir. Sütunlu caddeler genellikle anıtsal bir yapı ile son bulurdu. Her iki yandaki portikli galerinin altında dükkânlar bulunmaktaydı. Her mülk sahibi kendi dükkânının önündeki kaldırım zeminini mozaikle kaplatmak zorunda tutulurdu.

Soli-Pompeiopolis’in sütunlu caddesi antik çağda yaklaşık 200 sütuna sahip cordo maksimus’unu (kuzey güney doğrultulu cadde) antik dönem şehir planlamasına göre cardo maksimusu dik kesen bir ve ya da daha fazla documanus (doğu batı doğrultulu sütunlu cadde) olmalıydı.

Sütunlu cadde 450 m. uzunluğundadır. Sütunlar Korint ve Kompozit başlığa sahiptir. Kompozit başlıklarda insan, hayvan ve tanrı figürleri işlenmiştir. Bugün 33 sütun ayaktadır.

Sütunlu caddedeki kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan heykeller mersin müzesinde sergilenmektedir. Asklepion (sağlık tanrısı) ve Telesphoros, (Asklepeion’un yardımcısı) Hygieia (Asklepeion’un kızı) imparator Balbinus (M.S. 235–238) ikili heykel grubu Dionysos (Şarap ve doğa tanrısı) ve Pan (çobanların tanrısı: insan yüzlü keçiboynuzlu ve keçi ayaklıdır.) Nemesis (öç tanrıçası) bulunan heykellerdir. 

Sütunlu cadde içindeki küçük klise kalıntısı Bizans dönemine tarihlenmektedir.  

LİMAN

Beauford, Soloi-Pompeiopolis limanını paralel kenarlı yuvarlak uçlu güzel bir liman ya da havza olarak tanımlayarak, elli ayak kalınlığında, yedi ayak yüksekliğinde duvarlar ya da mendireklerle çevrelenerek biçimlendirilmiş yapay bir liman olduğunu kaydeder. Birbirinden 200 m. Aralıklarla düzenlenmiş iki dalgakırandan oluşan liman sütunlu yol ile birleşir.


NEKROPOL'LER

Nekropolis: Yunanca nekros: ölü polis: şehir = Ölüler şehri anlamındaki sözcük. Kentin dışında yer alan mezarlık alanı.

Soli-Pompeiopolis’e ait olarak Plan’daki   “4. Nekropol”, batı surlarının hemen dışında kalmaktadır. Bu Nekropol’deki mezar çeşitliliği değişik zamanlarda kullanıldığını göstermektedir. Özentisiz ve basit olan bu mezarlar ve buluntularının değerli olmaması fakir insanlarca kullanıldığını gösterir. Roma geleneklerinde fakir ve köleler bu tarz mezarlara gömülürdü.

Limanın batısındaki diğer “2. Nekropol” alanı ise, büyük olasılıkla Bizans dönemine ait olabilir.


ROMA HAMAMI VE GYMNASİUM KALINTISI

Roma hamamı : (Latince: Thermae), Roma İmparatorluğu'ndaki halk hamamıdır. Romalılar yıkanmak istediklerine bu hamamlara gider ve temizlenirlerdi. Çoğu Roma kentinde bulunur ve kamuya açık yıkanma ve sosyalleşme merkezi olarak işlev görürdü. Roma hamamlarında kullanılan su genellikle su kemerleri yardımıyla su kaynağından hamama taşınmıştır.

Gymnasium: Antik Yunan ve Roma’da gençlerin düşünsel ve bedensel yönden eğitildikleri, öğrenim gördükleri, spor etkinliklerinde bulundukları yapı. Genellikle hamamlarla birlikte bir yapı tipi oluştururlardı. “Gymnaso” idman yaptırmak manasına geliyor.

Roma hamamı ve gymnasium kalıntıları diğer Roma yapıları gibi M.Ö. 67 den sonra yapılmış olmalıdır.


ŞEHİR SURLARI

Sur: Kenti kuşatan savunma duvarı.
Surların şekli topografyaya bağlıydı. Ovada kurulan şehirlerde sur yalnızca beldeyi çevirirdi. Surları meydana getiren üç unsur duvarlar kuleler ve kapılardı.

Soli- Pompeiopolis sur duvarlarının kalıntılarını bazı alanlarda görmekteyiz.  




 "Ruins of Soli or Pompeiopolis - Asia Minor" engraved by J.H.Kernot after a picture by W.H.Bartlett, published in Syria, The Holy Land, Asia Minor &c. Illustrated, 1838


Ruins of Soli on Pompeiopolis (near Tarsus).
Ruins of Soli on Pompeiopolis (near Tarsus). (1858)






 
 Roma Kralı, Titus Aurelius Fulvus Boionius Arrius Antoninus Pius zamanında İ.S 143/145 yıllarında bastırılan bir parada görülen Soli liman yapısının sembolik hali...





 Sir Francis Beaufort  tarafından "Karamania" adlı kitabında yer alan, 1811/1812 yıllarındaki çizimler....
***


 


22 Aralık 2010 Çarşamba

Soli Pompeiopolis: Mersin'in Tarihi Burada !



Soloi Pompeiopolis
http://arkeolojihaber.net/wp-content/antik-liman-kenti-tarihe-isik-tutacak.jpg






Mersin'in Tarihi Burada !
Soli Pompeiopolis Antik Kenti
Soli Pompeiopolis Antik Kenti 
Soli Pompeiopolis Antik Kenti
Soli Pompeiopolis Antik Kenti
Soli Pompeiopolis Antik Kenti
 
Mersin'in Mezitli beldesinde bulunan Soli Pompeipolis antik kentinde, 2008 yılı kazılarının ödenek yetersizliği nedeniyle Arkeoloji bölümü öğrencilerinin gönüllü çalışmasıyla yürütüldüğü belirtildi.

Tarihi geçmişi M.Ö. 700 yılına uzanan Soli Pompeipolis antik kentinde 10 yıldır süren kazılar, bu yaz 15 Temmuz'da başladı ve ağustos ayının ortalarına kadar sürmesi planlanıyor. Aslında 3 bölgede sürdürülmesi planlanan çalışmalar, bu yıl ödenek yetersizliği nedeniyle sadece Soli Höyük'te yürütülüyor.

Arkeoloji bölümü öğrencilerinin gönüllü çalışmasıyla yürütülen kazı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Remzi Yağcı, 2008 yılı kazılarını, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na önerdikleri plana göre sualtı arkeolojisiyle birlikte 3 bölgede yürütmeyi planladıklarını ancak maalesef ödeneklerin az olması ve ödeneğin de işçi tutmaya yeterli olmaması yüzünden gönüllü öğrencilerle sadece Soli Höyük'te çalışmak zorunda kaldıklarını belirtti.

Soli Höyük'te şu anda Hitit tabakalarında yoğunlaştıklarını anlatan Yağcı, aslında araştırdıkları dönemin Kizzuwatna kültürü ve mimarisi olduğun vurgulayarak, “Tabii ki Hititler bu bölgeyi egemenlikleri altına alınca bu bölge Kizzuwatna bölgesi oldu. Kizzuwatna buranın yerel rengidir ve milattan önce 2 bininci yılı kapsıyor. Bu kültürün mutlaka araştırılması ve ortaya konması lazım. Birçok yönden Hititlerle benzerlik göstermesine karşın kendine özgü yerel mimarisi ve seramiği var bu bölgenin. Yani açıkçası Çukurova'nın 2. bindeki adı ile Kizzuwatna'nın kendine özgü renklerini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Kizzuwatna kültürünü çıkarmayı, aydınlığa kavuşturmayı amaçlıyoruz” dedi.

Soli Pompeiopolis antik kentindeki kazıların 1999 yılında bir üniversite projesi olarak başladığını hatırlatan Yağcı, bu bölgenin 300 dönümden fazla bir SİT alanını kapsadığını kaydetti.

Bu SİT alanı ile ilgili tek projenin Soli Pompeipolis kazı projesi olduğunu ifade eden Yağcı, “Kazı projesine bağlı birçok projenin de yan yana yürümesi gerekiyor ki, bu alanın arkeopark haline getirilmesi gerekir. Zaten başka bir amaçla kullanılması da mümkün değil. Buna karşın burası birinci derece arkeolojik SİT alanı değil, birinci derece arkeolojik tarım alanı olarak kullanılıyor. Biz çok sınırlı bölgede çalışıyoruz. Buranın tamamen açığa çıkarılması lazım ve hem denizden hem de karadan gezilebilir hale getirilmesi gerekir. Bizim bugüne kadar yaptığımız çalışmalar Soli'nin bütün arkeolojik dönemlerini içeriyor. Yani 525'teki erken Bizans dönemindeki depremden geriye doğru sayacak olursak Roma dönemi, Helenistik dönem, klasik dönem, arkaik dönem ve genç tunç dönemi çok güçlü bu bölgede. Kısaca Soli, kesintisiz iskan görmüş bir ören yeri ve zaten Mersin Müzesi'ne teslim ettiğimiz eserler de bunu göstermektedir” diye konuştu.

Bölgedeki kazı çalışmalarının dar bir bölgede ve yavaş ilerlemesinin Bakanlık ödeneğine bağlı kalınmasından kaynaklandığını ifade eden Yağcı, Mersin'in yeterli tarih bilincine sahip olmadığını söyledi. Mersin'de bu tür projelere pek sıcak bakılmadığından ve gerekli desteğin sağlanmadığından yakınan Yağcı, “Tabii bu arada bizi destekleyenleri de göz ardı etmemek gerekiyor. Onlara teşekkür ediyoruz. Ama yeterli ilgi yok. Bakanlık ödeneği ile yürütülen çalışmalarda zaman zaman kesinti oluyor, bu yıl olduğu gibi. İstenen ivmeyi sağlayamıyoruz ve önümüzü göremiyoruz. Mersin'de Soli Pompeipolis ören yerinde sadece kazı çalışmaları yok, aynı zamanda restorasyon çalışmaları da var. Fakat bunlara destek yok, destek bulmak gerekiyor. Bunu sadece yardım dilenmek olarak değerlendirmemek gerekiyor, Mersin'in tarihini, kültür mirasını gelecek kuşaklara aksettirmek gibi kutsal bir yanı da vardır bu çalışmanın” ifadelerini kullandı.

Soli Pompeiopolis'in önemini, “Mersin'in tarihi burada” diyerek vurgulayan Yağcı, bölgenin 'açık hava müzesi' haline getirilmesi çalışmalarıyla ilgili olarak da şu bilgileri verdi:

“Bu taleplerimiz maalesef kesintiye uğradı. Resmi makamlardan gerekli desteği bulamadık. Örneğin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yeni müze projesi yok. Buna karşılık eğer böyle bir izin alınmış olsa idi, bu müzenin yeri ile ilgili birçok problem var. Oysa kazıların bir anlam kazanabilmesi için çıkan buluntuların yerinde sergilenmesi gerekiyor. Aynı zamanda açık hava müzesi olarak da değerlendirilmesi gerekiyor.

Biz burayı hem müze hem de açık hava müzesi olarak tasarlamak istiyoruz. Ama ne yazık ki yaptığımız girişimler sonuçsuz kaldı. Biz de kazılarımızla baş başa kaldık. Eğer yeterli desteği bulamazsak depo çalışması olarak devam edeceğiz. Kazı ve restorasyon çalışmaları sona erecek."

Bu bölge ile ilgili bir de kitap çalışması olduğunu dile getiren Yağcı, “Kitap projesi yavaş yavaş oluşan bir proje. Bununla ilgili bir çok makale yayınlandı. Özellikle 2. bin arkeolojisi ile ilgili ben son yıllarda en az 10 makale yazdım. Bunu kitaplaştırmak için bir ekip kurduk ve yakın vadede, özellikle tabakalanma ile ilgili problemleri çözdüğümüzde bunu bir yayın olarak çıkaracağız” dedi.



**












SOLİ 2010 YILI KAZILARI SONA ERDİ
16.08.2010 13:38





Mezitli Soli- Pompeipolis’de süren kazı sona erdi.Soli Pompeiopolis Kazı Başkanı Prof. Dr. Remzi YAĞCI, 2010 kazı sonuçları hakkında şunları söyledi:

“Soli Pompeiopolis Antik Liman Kenti 2010 yılı kazıları, yaklaşık bir aylık çalışmanın ardından sona erdi. 1999 yılından beri sürdürülen kazıların bu yılki bölümünde mimari açıdan son derece önemli yapılar açığa çıkarıldı. Pompeiopolis Sütunlu Cadde’de yapılan kazılar sonucunda, M.S. V. Yüzyıla tarihlenen Erken Hıristiyanlık dönemine ait bir şapel (küçük kilise) bulundu. Şapel, Bizans Dönemi’nde Sütunlu Cadde’nin yeniden kullanımıyla ilgili önemli ipuçları verdi. 
Elaussia Sebaste’de de benzeri bulunan bu tip şapeller, küçük ibadet mekanlarının Kilikya Bölgesi’nde yaygınlaştığını gösteriyor. Önceki yıllarda bulunan yine Erken Bizans Dönemi ‘opus sectile’li (mermer taban döşemesi) avlular ve altından Bizans takı koleksiyonu da, 525 yılındaki şiddetli deprem öncesi Pompeiopolis’in dramatik sonunu ortaya koyuyor. 
Böylece, Sütunlu Caddede, anıtsal olarak görkemli bir Roma döneminden sonra, kullanım açısından daha mütevazı bir Bizans dönemi yaşandığı görülüyor. Sütunlu Caddenin, halen modern Viranşehir Caddesi altındaki kalıntıları ise önümüzdeki kazı sezonlarında çıkarılacak ve restorasyonda bir bütünlük sağlanacak.
Soli Höyükte ise M.Ö. 15. yüzyıl Kizzuwatna surlarının temizliği tamamlandı. Kazamatlı (kasa tipi) sur duvarları sağlamlaştırılarak restorasyonu öncesinde koruma altına alındı. Bu tabakadan gelen, kumtaşından bir kalıbın, madeni alet teknolojisinde kullanıldığı anlaşıldı. Kalıbın bir yüzünde kolcuklu yassı balta, diğer yüzünde ise mahmuzlu bir orak bulunuyor. 
Kalıp, Soli’nin M.Ö. 2. binde hem ticaret hem de bir maden işleme merkezi olduğu yönündeki verileri güçlendiriyor. 19. yüzyılın sonlarında Soli’den Almanya’ya götürüldüğü iddia edilen ve Staatlischen Müzesinde sergilenen maden eserlerin arasında bu tür kalıplarla üretilen aletler olduğu biliniyor. Kalıpta yer alan balta, savaş aletlerinin seri bir şekilde üretildiği anlamına geliyor. Seri üretim, Soli’de hem savunma hem de ihracat amaçlı silah imalatı yapıldığını gösteriyor. 
Aynı şekilde orak da, geçtiğimiz yıllarda Soli’de bulunan Çatal Siyez Buğdayı, mercimek ve arpa gibi tahılları biçmekte kullanıldığını açık bir şekilde kanıtlıyor.
 
Soli Pompeiopolis Antik Liman kentinde 12 yıldan bu yana sürdürdüğümüz kazılar, artık belli bir aşama kaydetmiştir. Bu noktadan sonra kazılarla eşzamanlı olarak restorasyon projelerimizin yaşama geçirilmesi ve Soli’nin 1. derece sit alanı içerisinde kalan arazileri kamulaştırılma çalışmalarının hızlandırılması gerekmektedir. 
Geçtiğimiz yıllarda tamamlanan ve Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca onaylanan Sütunlu Cadde’nin güney ucu restorasyon projesinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Mersin Valiliği ile Mersin İl Özel İdaresi’nin desteği ve Mersindeki tüm kurumların katkılarıyla en kısa zamanda hayata geçeceğine yürekten inanıyoruz. 
Öte yandan yaklaşık 300 dönümlük 1. derece arkeolojik sit alanının da belirlenen proje doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunulduğu gibi etap etap kamulaştırılarak ülke turizmine kazandırılması konusunda ilgili kurumlardan ve duyarlı Mersin kamuoyundan destek bekliyoruz. Soli Pompeiopolis kazılarına bu yıl destek veren başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere Mersin Valiliği’ne, Mezitli Belediye Başkanlığı’na ve diğer tüm kişi ve kurumlara teşekkürü bir borç biliyorum,” dedi.
Viranşehir, Sütunlu Cadde Araç Trafiğine kapatıldı:
 
Soli Antik Liman Kenti, Viranşehir, Sütunlu Cadde araç trafiğine kapatıldı. 

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Mezitli Belediyesi tarafından desteklenen kazılar sonucunda Sütunlu Cadde’nin tamamının restore edilebilmesi, çevre düzenlemesinin yapılabilmesi için Viranşehir Sütunlu Cadde trafiğe kapatıldı.
*****
















Soli Pompeiopolis Antik Kenti


**




MERSİN’in merkeze bağlı Mezitli İlçesi’ndeki Soli Pompeipolis Antik Kenti’nde sürdürülen kazı çalışmalarında, 615 gram ağırlığında ve 20 santimetre boyunda 2 bin yıllık bronz Apollon heykeli bulundu.

Kazı Başkanı 9 Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Remzi Yağcı, heykelin Mersin’in tarihi ve kültürel mirasının zenginliğini gösteren en önemli buluntulardan biri olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Remzi Yağcı “Bu bronz eser, şu ana kadar bulduğumuz heykelciklerden en önemlisi. Çok güzel ve müzelik bir eser. Mersin’in tarihi ve kültürel mirasının ne kadar zengin olduğunu gösteren en önemli buluntulardan bir tanesi” dedi.

 ****

Soli - Pompeiopolis 2002
Remzi YAĞCI   



Mersin, Soli-Pompeiopolis Antik Liman Kenti'nde 2002 sezonundaki kazılar bilimsel başkanlığını yaptığımız bir heyet tarafından Mersin Müzesi Müdürlüğü başkanlığında, 1-31 Temmuz 2002 tarihleri arasında arazi; 1-15 Ağustos 2002 tarihleri arasında da depo çalışması olarak gerçekleştirilmiştir.

Geçen yıllarda olduğu gibi başlangıçta Soli Höyük ve Pompeiopolis Sütunlu Cadde'de sürdürülmesi tasarlanan kazılara, bu yıl Mezitli Belediyesi tarafından I. Derece sit alanı dışındaki Milli Egemenlik Caddesi'nde açılan yol çalışması sırasında ortaya çıkan nekropol alanındaki çalışmalar da eklenmiştir.


Sütunlu Cadde
Kazı geçen yıl E ve F plankarelerinde açığa çıkarılan Roma dükkanları ve batı portikosundaki mozaikli alanda sürdürülmüştür. Restorasyon için pilot bir çalışma alanı olarak seçilen Sütunlu Cadde'nin limanla birleştiği bu kesimde, hazırlık olarak mozaikli alan, doğu portikosu ve dükkanların bir bütün olarak arkeolojik çalışmalarının tamamlanması amaçlanmıştır. E6, E7 ve E8 plankarelerinde kazılar yoğunlaştırılmıştır. E6'da Roma dükkanının
duvarları



ve İ.S. IV. yüzyıla ait bir geç antik dönem havuzu tümüyle açığa çıkarılmıştır. Bu havuz, E6 karelajında bulunan cam cürufları nedeniyle şimdilik bir cam atölyesi? olarak yorumlanmıştır. Atölyenin üzerinde onu enine bölen bir su kanalı, geçen yıl açığa çıkarılan erken döneme ait işlemeli devşirme malzemeden oluşan duvarlarıyla büyük bir yer kaplayan mekanla ilişkilidir. Bu ikisinin arasında bu yıl Sütunlu Cadde'nin kullanıldığı en geç dönem (terminus post quem) olan VI. yy. da kullanılan bir Bizans kuyusu açığa çıkarılmıştır. F5 açmasında geçen yıl açığa çıkan bu büyük dikdörtgen mekanın işlevinin ne olduğunun açıkça yorumlanabilmesi için kuyunun içindeki dolgu toprak boşaltılmış ve ele geçen buluntulara göre en son geç antik dönemde (VI. yy.) bir çöplük olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Daha erken dönemlerde gerçek işlevi kuyu olan bu mekanda çok sayıda Bizans seramiği, Roma dönemi terra sigillata parçaları, cam eserler ve ayrıca çoğunluğu aşırı korozyona uğramış sikkeler ele geçmiştir. Bu nedenle kuyunun çeşitli dönemlerde farklı amaçlarla kullanıldığı anlaşılmaktadır.

E6'da V. tabakada açığa çıkan blokajın doğusunda yapılan sondaj kazısında Helenistik dönem keramiği VI. tabakanın içinden gelmiştir. E5'te E6'ya paralel olarak yapılan kazı çalışmalarında da yine aynı biçimde Helenistik malzeme ele geçmiştir. Özellikle bu tabakadan gelen dörtlü kandil seti dikkat çekicidir Söz konusu malzeme, yangın tabakasında açığa çıkması nedeniyle tarihsel olarak İ.Ö. 70'lerde Soli'yi yağmalayan ve Soli halkını göçe zorlayan Ermeni kral Tigranes'in istilasıyla ilişkili görülmektedir. E5 karelajında VI. tabaka olarak yorumlanan Helenistik dönem kültür katı, 2.70 ile 2.10 kotları arasındadır.

Soli Höyük



Höyükteki çalışmalar öncelikle 2001 kış aylarında yağan yağmurun tahrip ettiği doğu yamacı açmaları F8, F9; E8, E9 tepede E7, F6, F7 ile batı yamacında Tiyatronun içindeki G3, H3'de temizlik ve kazı biçiminde gerçekleştirilmiştir. Bu yılki kazıların amacı; höyüğün stratigrafisini kesin olarak açığa çıkarmaktı. Bu nedenle doğu yamacında F8, F9, E8 ve E 9 açmalarında yoğunlaşılmıştır.

Bu açmalarda en üstte daldırma firnisli ve "batı yamacı" tipinde Helenistik Dönem ve daha alt tabakadan gelen siyah sırlı ve "kırmızı figür" Klasik Dönem ile dalga bezemeli tek merkezli iç içe çember bezemeli Arkaik Dönem kap parçaları, İ.Ö. VII. yy. sonuna tarihlenen Doğu Grek "yaban keçisi stili", kuşlu, Ionia kase gövde parçaları ile Kıbrıs "bichrome", beyaz astarlı vb. ithal kap parçaları dikkat çekicidir. Ayrıca, İ.Ö. VII. yy.da ilk örneklerinin görüldüğü Fenike- Kıbrıs tipi kandil parçaları ele geçmiştir. En ilgi çekici buluntular arasında; F7 açmasında bulunan lotus bezemeli orientalizan kapalı kap gövde parçası ve Arkaik döneme ait fildişi bir stylos da bulunmaktadır. İ.Ö. VII. yy. tarihlenen bir diğer önemli buluntu ise tunç bir Frig fibulasıdır. Kilikia'da ünik olan bu fibula olasılıkla Geç Assur kralı Sargon' a karşı Frig kralı Midas ile Geç Hititler tarafından oluşturulan koalisyon döneminde Soli'ye getirilmiş olmalıdır.
Soli Höyük'te 2002 yılında Eski Hitit katına değin inilmiştir. Bu kat ile Erken Geometrik Dönem kültür katı arasında İ.Ö. II. bin Miken LHIIIC, Kıbrıs (Beyaz Astarlı II) kap parçalarının birbirini izleyen Geç Tunç a ve b katlarında (İ.Ö. XV. - XII. yy.) bulunması Soli'nin II. binde Kıbrıs ve Miken deniz ticareti ile olan bağlantısını ortaya koymaktadır. 

F 9'dan Eski Hitit Dönemi'ne ilişkin bir yangın tabakasının içinden kaba mutfak kapları ile birlikte ele geçen kenarları örgü bezemeli, ortasında hiyeroglif yazıt bulunan ve imparatorluk öncesine tarihlenen damga mühür, Soli'nin Kizzuwatna dönemindeki ticari rolünü kanıtlamaktadır.

Nekropol
Şimdiye değin yapılan altyapı çalışmalarında ortaya çıkarılıp müzeye götürülen pişmiş toprak çeşitli tipteki lahitler ve içlerinde ele geçen ölü armağanlarından, nekropolün kentin batı kesiminde yer aldığı bilinmekteydi. Nitekim. Mezitli Belediyesi'nin Milli Egemenlik Caddesi'ndeki yol çalışması sırasında birçok antik mezar da ortaya çıkınca, kazı çalışmaları 26.07.2002 tarihinden itibaren bu bölgeye kaydırılmıştır.

Açılan yol genişliği ile sınırlı nekropol çalışmalarında 10x10 metrekarelik bir plan karede toplam 50 mezar açığa çıkarılmış ve belgelenmiştir. Roma Dönemi'nin farklı evrelerine ait Urne, Amphora, Pythos, Torpido Lahit, Taş Sanduka, Monoblok Taş Lahit, Larnaks, Kiremit Mezar, Toprak Mezar gibi çeşitli tipteki mezarların içinde ve çevresinde ele geçen ölü hediyelerinden bu bölgenin bir halk mezarlığı olduğu anlaşılmıştır. Nekropoldeki çalışmaların önemi; Pompeiopolis mezarlık alanının ilk kez sistemli kazılarla gün ışığına çıkarılması, Roma Dönemi boyunca (özellikle İ.S. I. - III. yy.) gömü alanı olarak birçok kez kullanılan bu bölgede Pompeiopolis'in ölü gömme geleneklerine ilişkin önemli bilgiler elde edilmesidir.
***

Free Hit Counter