Sayfalar

4 Ekim 2011 Salı

Kültepe-Kaneş-Neşa-Karum


Kültepe-Kaneş-Karum-Neşa


MÖ 2000 yılında Anadolu'ya gelen Hitit'lerin kurduğu ilk şehirdir. Kültepe şu anki sınırlar çerçevesinde Kayseri il sınırına dahildir.


Anadolu’daki en eski yazılı belgeler, 1800’lü yıllarda burada ortaya çıkarıldı. Eski Assurca çivi yazısı metinlerin çözülmesi ve 1948’de başlayıp halen devam eden arkeolojik kazılar sayesinde, Hititler öncesinde Anadolu’nun siyasi yapısı, Kültepe ve Kültepe'nin yakın civarında koloni kurmuş olan Assurlu tüccarların varlığı ve günlük hayata dair bilgiler aydınlanmaya başladı.

19. yüzyılın sonunda, Ortadoğu’da arkeolojik keşif ve kazı faaliyetleri hızlanmıştı. O dönemdeki araştırmacıların pek çok farklı hedefi bulunuyordu: Estetik değeri yüksek arkeolojik eserleri belli başlı Avrupa müzelerine kazandırmak, kutsal kitap coğrafyasının kanıtlanmasına çalışmak, eski Ortadoğu dillerinin çözülmesini sağlamak ve siyasi amaçlı bilgi toplamak gibi... İşte bu araştırmacılar, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında gerçekleşen arkeolojik çalışmaların da öncüleri olmuşlardır. Bu yıllarda Avrupa eski eser piyasasında "Kapadokya tabletleri" diye adlandırılan, çivi yazılı kil tabletler satılıyordu. Orta Anadolu’dan geldiği bilinen bu tabletlerin kaynağını bulmak üzere Th. G. Pinches, Ernst Chantre, Hugo Winckler ve H. Grothe, Kültepe’de kısa süreli kazılar yaptılar; ama hedefe ulaşan, Hititçe’nin çözülmesine de katkısı olan Çekoslovak dilbilimci Bedrich Hrozny oldu.

Kültepe’nin hemen yanında yer alan Karum’da (Pazarşehir) yapılan kazılarda bu döneme ait çivi yazısı ile çeşitli yazılı tabletler bulunmuş ve bu tabletlerden Asurlu tüccarlarla Hititli yerliler arasındaki ticari ilişkilere ait bilgiler elde edilmiştir. Kültepe, MÖ.4000 yılından Roma Devri sonuna kadar devamlı olarak yerleşme görmüştür.




 Açıklamalar İçin:
http://www.facebook.com/media/set/?set=a.198952250178504.49360.100001911912436&type=1




























































































































************


3 Ekim 2011 Pazartesi

2500 Yıllık Anadolu Kadını




İşte 2 bin 500 yıl önceki Anadolu kadını

Yeni Zelanda'daki Otago Üniversitesi'nden bilim adamları, geçen yıl Kayseri'de bir kazıda bulunan 2 bin 500 yıllık kafatası üzerinde çalışarak, kadının yüzünü ortaya çıkardı.

İstanbul- Yeni Zelandalı bilim insanları Kayseri’deki Kültepe höyüğünde geçen yıl bulunan 2 bin 500 yıllık bir kafatasını yeniden canlandırdı.

Bir Anadolu köylü kadına ait olduğu belirlenen iskelet, Kültepe antik şehrindeki arkeolojik kazılarda bulundu. Anadolu Üniversitesi’nin davetiyle Kayseri’ye gelen Yeni Zelanda’daki Otago Üniversitesi profesörü George Dias’ın liderliğindeki ekip, iskeletin kemik ölçümlerini esas alarak matematiksel bir model oluşturdu.

Sergilenip İstanbul’a gönderilecek

Silikondan yapılan yüze gerçek saç ve yaşlandırılmış gözler eklendi. Ortaya Kayseri’de kalıntıları bulunan kadının gerçek yüzü çıktı. Teknik, ilk olarak bir Mısır mumyasının eksik kafatası yapımında kullanılmıştı. Uzmanlar, öldüğünde 35-50 yaşlarında olduğu tahmin edilen kadının dişlerinin çok düzgün olduğuna dikkat çekti.

Eserin haftasonu Otago Üniversitesi’nde sergilendikten sonra İstanbul’a yollanması bekleniyor.




'Anadolu Kadını'na gümrük işkencesi

Kayseri'deki arkeolojik kazılarda bulunarak kafatası profili Yeni Zelanda'da mumya haline getirilen 'Anadolu Kadını' sergi için getirildiği İstanbul Atatürk Havalimanı gümrüğünde vergi talebiyle 1,5 aydır bekletiliyor..

Kayseri'deki Kültepe kazıları sırasında iskeleti bulunan 2 bin 500 yıllık "Anadolu Kadını", gümrük engeline takıldı. İskeletin tomografisinden yola çıkılarak, Yeni Zelanda'da özel bir teknikle oluşturulan "yüz mumyası", vergiye tabi olduğu gerekçesiyle İstanbul Atatürk Havalimanı Gümrüğü'nde alıkonuldu. Yüzü kurtarabilmek için Kültür Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi çaba sarfediyor. Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki Kültepe kazısı, 2008'de, büyük bir keşfe sahne oldu. Arkeologlar, kazı sırasında, tam 2 bin 500 yıl önce yaşayan bir kadın çiftçinin iskeletini buldu. Yeni Zelanda Otago Üniversitesi Yapısal Biyoloji ve Anatomi Bölümü araştırma görevlisi Dr. George Dias, Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nin davetiyle bölgeye gelerek, kemikler üzerinde araştırma yaptı. 2009 yılının nisan ayında, 35-50 yaşları arasında olduğu tahmin edilen kadına ait kafa iskeletinin tomografisi çekildi. Filmler, bilgisayar ortamında Dias'a gönderildi.

SİLİKON DERİ KULLANILDI

Ardından da, ince yumuşak noktalarındaki girinti ve çıkıntılar hesaplanarak, yüzün matematiksel modeli çıkarıldı. Analiz edilen verilerle yüz yapılandırmasının son aşamasına geçildi. Bu aşamada da önceki tekniklerden farklı olarak plaster yerine silikon deri kullanıldı.

29 TEMMUZ'DA GÖNDERİLDİ

Model, gerçek saç ve üzerinde damarların bulunduğu gerçek gözlerle desteklendi. Yaklaşık 15 ay süren çalışmaların ardından etlendirilen ve bilim dünyasında büyük yankı uyandıran yüz, geçen 29 Temmuz'da Türkiye'ye gönderildi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde de, vücut iskeleti mumya tekniği ile "etlendirilecek" ve "Anadolu Kadını" İstanbul'da sergilenecekti. Fakat yüz mumyası, gümrükten çıkartılamadı. Özel bir kargo şirketiyle Türkiye'ye getirilen yüz, vergiye tabi olduğu gerekçesiyle İstanbul Atatürk Havalimanı Gümrüğü'nde görevliler tarafından alıkonuldu. Kültür Bakanlığı ve kazı başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başta olmak üzere, Ankara ve Anadolu Üniversitesi yetkililerinin tüm çabasına rağmen, "Anadolu Kadını"nın yüzü gümrükten çıkartılmadı.

SERGİ AMAÇLI BELGESİ

Kültepe-Kaniş Kazıları Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu'nun, yabancı bilim adamları tarafından hiçbir ücret alınmadan etlendirilen yüzün, sergileme ve eğitim amaçlı olduğu, hiçbir ticari değer taşımadığı şeklindeki yazısı da, sorunun çözülmesini sağlayamadı.

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2010/09/08/anadolu_kadinina_gumruk_iskencesi


Free Hit Counter